Kırklareli Haberleri için yeni adresiniz! – www.40lareli.com

Kırklareli Haberleri için yeni adresiniz!

Archive for Ekim, 2009

”Kırklareli’nin Mafyası Olurlar”

Posted by freelance On Ekim - 29 - 2009

Cavit ÇağlayanBilge köyündeki katliamın ardından, sanık yakınlarının Kırklareli’ye yerleştirilmek istenmesine tepkiler büyüyor. Hiçbir zaman Mardinli, Karslı, Edirneli, Kürt, Türk ayrımı yapmadıklarını söyleyen Kırklareli Belediye Başkanı Cavit Çağlayan, “Ancak Bilge köyünden gelecek olan kişilerle asayişin bozulacağını düşünüyorum. Söz konusu töre olunca ama üç yıl, ama beş yıl sonra karşı tarafın bu işin peşine düşeceği ve burada muhakkak olaylar çıkacağı açık. Bunun yanı sıra zanlılar yarın öbür gün içeriden çıktıklarında buraya gelirlerse Kırklareli’nin mafyası olurlar. Çünkü 44 kişi öldürmüş birinden herkes korkar. Bu kişilerin kalabalık illere gönderilerek kaybolması sağlanabilirdi. Bizim ilimiz küçük bir il” diye konuştu.

Bilge köylülerinin yerleştirileceği düşünülen İstasyon mahallesinin muhtarı Rahmi Ketbağ ise, “Biz muhtarlar olarak Kırklareli’ndeki sivil toplum kuruluşları ile biraraya geleceğiz ve bu kişilerin buraya gelmemesi için neler yapabileceğimizi konuşacağız” dedi.

Kaynak: Sabah Gazetesi

Popularity: 16% [?]

Bilge Köyü İsyanı

Posted by freelance On Ekim - 29 - 2009

Tutkun Kent SitesiMardin Bilge Köyü katliamından kurtulan vatandaşların Kırklareli’ne yerleştirilecekleri yönünde haberlerin çıkması, kent halkını tedirgin etti. Birlik olarak Kırklareli Belediye Başkanı Cavit Çağlayan’ın kapısını çalan 12 mahallenin muhtarı, taşınmaya tepki gösterirken, “Halkımız kan davasının buraya sıçramasından korkuyor” dedi.

Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge Köyü’nde 44 kişinin hayatını kaybettiği katliamla ilgili mahkeme süreci devam ederken, İçişleri Bakanlığı yürüttüğü gizli bir projeyle köyde kalan yaklaşık 90 kişiyi can güvenliği gerekçesiyle Trakya’da bir şehire taşımak için harekete geçti. Bilge Köyü halkı için Kırklareli’nin İstasyon Mahallesi’nde bir yıl önce yapılan bir site seçildi. Sitedeki bazı daireler köylüler için hazırlandı. Ancak olay duyulunca hem sitede oturanlar hem de İstasyon Mahallesi sakinleri korkuya kapıldı. Bilge köyü halkının gelişini duyan kentteki diğer mahalle sakinleri de durumdan rahatsız oldu. Kent merkezine bağlı 12 mahallenin hepsinde halk tedirgin.

Milliyet için bir araya gelen 8 mahalle muhtarı, Bilgelilerin gelmesini istemediklerini söyledi. Köylülerin yerleştirilmesi planlanan Tutkun Kent Sitesi’nin bulunduğu İstasyon Mahallesi Muhtarı Rahmi Ketbağa, olayı 15-20 gün önce duyduklarını belirterek, “Neden burası seçildi, anlayabilmiş değiliz. Herkes tedirgin. Taşınmayı düşünenler bile var” dedi.

‘Çocuklarımız da vurulacak’

Pınar Mahallesi Muhtarı Necati Bekil de, “Onların gelmesindeki en büyük sıkıntımız kan davalı olmaları. Kırklareli halkı huzursuz olacak. Buraya gelmeleriyle yarın öbür gün kan davalıları gelecek. Onların yanı sıra belki çoluk çocuğumuz da vurulacak” dedi. Demirtaş Mahallesi Muhtarı Serdar Kocabalta ise köylülerin gelişiyle kentin en büyük sorunlarından biri olan işsizliğin daha da büyüyeceğini öne sürerek, “Burada insanlar sabah amelelik, hamallık için sıraya giriyor. Yarın öbür gün bizim insanlarımız dururken bir de onlara iş vermeye çalışırlarsa vay halimize” diye konuştu. Doğu Mahallesi Muhtarı Enver Akış da köylülerin büyük kentlere dağıtılması gerektiğini söyledi.

Site sakinleri korku içinde

Tutkun Kent Sitesi’nin sakinlerinden ev kadını Sibel Balkan eşi ve bir çocuğuyla 6 ay önce siteye taşındığını belirterek, şöyle konuştu: “Buradaki insanları huzursuz etmeye hakları yok. Güvenlik amacıyla buraya getirileceklerse onlar yüzünden biz de güvenliğimizi kaybedeceğiz. Çocuklarımızı sokağa çıkarmaya çekineceğiz.” Adını vermek istemeyen bir başka site sakini ise köylülerin gelmesi halinde başka bir yere taşınabileceğini vurguladı.

Belediye Başkanı’nın kapısını çaldılar

Mahalle muhtarları birlik olarak geçtiğimiz günlerde Kırklareli Belediye Başkanı Cavit Çağlayan’ın kapısını çaldı. Başkan Çağlayan, kendilerinin de durumdan rahatsız olduklarını, muhtarlar ve halkla aynı tereddütleri paylaştığını söyledi.

Kaynak: Milliyet Gazetesi

Popularity: 24% [?]

Çevre Bilincinden Yoksun Nesiller

Posted by bahar On Ekim - 26 - 2009

Çöpler YerdeOkuma yazma oranının ve öğrenim seviyesinin yüksekliği ile övündüğümüz bir ilde yaşıyoruz. Peki bu eğitimli insanlar topluluğunun üyeleri arasında medeniyetin baş göstergelerinden olan çevre temizliğini umursamayanların sayısı neden bu kadar çok? Caddelerde, sokaklarda kaldırım kenarları çöp içerisinde. Yerlere tüküren tükürene. Bu durum, çevreye olan duyarlılığın okulda kazanılamadığına işaret ediyor olsa gerek.

Kırklareli’de çevre bilinci konusundaki eksikliğin tek sorumlusu okullarımız mıdır? Elbette hayır. Bu konudaki en önemli sorumluların anne babalar olduğunu itiraf etmeliyiz. Beni bu itirafa önceki gün yarım saat ara ile şahit olduğum iki olay sevk etti aslında. İlköğretim çağına yeni girmiş olduğunu tahmin ettiğim bir kızla annesiydi ilk olayın özneleri. Annesinin yanında yürümekte olan küçük kız, yalnızca birkaç metre ileride kocaman bir çöp konteynırı olmasına rağmen elindeki meyve suyu kutusunu kaldırıma fırlatıverdi. Ben, olaya şahit olan annesinden bir tepki beklerken bu genç kadın da avcunun içindeki kağıt mendili caddenin ortasına bırakmaz mı! Şu halde armut dibine düşmeyecek de ne olacak?

Çevre düşmanı anne kızı gördükten yaklaşık yarım saat sonra şehrimizin simgesi olan İstasyon Caddesi’nde ilerlediğim sırada bu kez üniversite çağındaki iki delikanlı arasındaki çevre tartışmasına şahitlik ettim. Bu gençlerden biri yediği cipslerin paketini yolun orta yerine atınca yanındaki arkadaşı kendisine ‘Sen ne biçim adamsın ya’ diyerek yerdeki paketi alıp hemen oracıktaki çöp kutusuna bıraktı. Çöpü yere atanın tepkisi ne olsa beğenirsiniz? Kendisi, utanmak bir yana çöpü yerden alan arkadaşına sert biçimde çıkışıp, ‘Başımıza çevreci kesildin. Niye dönüp alıyorsun benim attığım şeyi. Uyuz musun nesin?’ deyiverdi. Şimdi bu iki genç muhtemelen okulda aynı sıraları paylaşıp, aynı öğretmenlerin elinden geçti. Bu durumda aralarındaki anlayış farkının tek sebebi ailelerinden aldıkları terbiye değil de nedir?

Çocuklarına çevre bilinci aşılamaktan aciz ebeveynlerin dünyamıza ve topluma verdikleri zararı düşündükçe, bu tür insanların bir Avrupa şehri olan güzel Kırklarelimizde de yaşıyor olmalarından utanç duyuyorum. Bu utancı paylaşan duyarlı hemşerilerimden de yere çöp atan atan herkesi, özellikle de ailesinden gerekli eğitimi almamış küçük çocukları uygun bir dille uyarmalarını rica ediyorum. Unutmayalım ki ‘Çocuktur yapar’ diyerek geçiştirmek, çevre bilincinden yoksun nesillerin yetişmesinde vebal sahibi olmak anlamına gelecektir.

Popularity: 7% [?]

Masa Tenisi’nde 1. Lig’deyiz

Posted by freelance On Ekim - 23 - 2009

Masa TenisiKırklareli Gençlikspor Bayan Masa Tenisi Takımı, ilimizi Türkiye Masa Tenisi 1. Ligi’nde temsil edecek. Yıllardır süren sabırlı ve düzenli çalışmalar neticesinde 1. Lig’e yükselen takımımız bu ligdeki mücadelesine 24-25 Ekim 2009 tarihlerindeki ilk etap maçları ile başlayacak.

Lüleburgaz Masa Tenisi İhtisas Kulübü Erkek Takımı ve Lüleburgaz Özel Esen Tıp Merkezi Bayan Masa Tenisi Takımlarından sonra, Kırklareli Gençlikspor Bayan Masa Tenisi Takımımız da ilimizi Masa Tenisi 1.liginde temsil edecek. Kırklareli’nin bu üç takımla temsil edileceği Türkiye Masa Tenisi 1.Lig ilk etap maçları yarın Bursa’da bulunan Dikkaldırım Spor Salonu’nda oynanacak. 16 erkek, 16 bayan takımının katılacağı ilk etap maçlarında mücadele edecek olan Gençlikspor Bayan Masa Tenisi Takımımızda henüz minikler kategorisinde bulunan Damla Üzer, Aysu Aygün ve Seda Birler kendilerinden yaşça büyük rakiplerine karşı ter dökecekler.

Lüleburgaz Masa Tenisi ihtisas Kulübü Erkek ve Özel Esen Tıp Merkezi Bayan, Kırklareli Gençlik Spor Bayan takımları ilimizi 1.ligde temsil etmektedirler.

Popularity: 16% [?]

Dumansız Hava İçin Sigara Yasağı Yeterli Mi?

Posted by bahar On Ekim - 22 - 2009

Sigara DumanıYaklaşık iki aydır ülkemizdeki kamuya açık tüm kapalı mekanlarda sigara içme yasağı uygulanmakta. Bu yasak, sigara bağımlılarını ne kadar mutsuz ettiyse sigara dumanına maruz kalmaktan kurtulanları da bir o kadar sevindirdi. Peki bu yasak, ciğerlerini temiz tutmayı tercih edenleri pasif içicilikten kurtarmak için yeterli mi? Ne yazık ki hayır. Yasaktan ötürü kapalı yerde sigara içemeyenler, açık havada da olsa sigara kullanmayanlara saygı göstermedikçe duman solumaktan kurtulmak mümkün olmayacak.

Sigara dumanından uzak kalmanın bir hak olduğunu söylediğinizde, sigara müptelalarından bu maddeyi kullanmanın da aynı derecede bir hak olduğunu duyarsınız. Yüzeysel bir biçimde bakarsanız bu savunmaya hak verebilirsiniz. Halbuki bu iş öyle basit değildir. Sigara içmek yalnızca içeni etkileyen bir durum olsaydı sigara kullanmakla kullanmamak eşit derecede haklar olabilirdi. Fakat sigara içmeyenler bu tercihleri neticesinde diğer insanlara hiçbir zarar vermezken, içiciler için aynı şey geçerli değil. Sigara içen biri, çok sayıda hastalığa çıkardığı davetiye sonucunda hastaneye başvurup devletten tedavi talep ediyor. Bu durumda tedavi masrafları, sigara içmeyen fakat sağlık hizmetleri için aynı vergiyi ödeyenlerin de cebinden çıkmış oluyor. Bu bile sigara içme hakkını, bu maddenin zehrine maruz kalmama hakkıyla kıyaslamanın ne kadar anlamsız olduğunu ispatlamaya yeter.

Sigaranın bireysel bir mesele olmadığını, içen içmeyen herkesi yani tüm toplumu etkilediğini kabul etmemek için kör olmak gerekir. O nedenle şimdilik bu bağımlılığın toplumsal zararlarını bir kenara koyup, sigara içmeyen bireylerin sigaradan gördükleri zararın en aza inmesi için gösterilmesi gereken duyarlılık konusuna gelelim. Başta da belirttiğimiz gibi halka açık tüm kapalı yerlerde sigara içme yasağının gelmiş olması sigara içmeyenleri, bu bağımlılık yapıcı, zararlı maddenin dumanını solumaktan kurtarmaya yetmiyor. Sigara tiryakilerinin çoğu, sigara içmeyenlere zerre kadar saygı göstermediğinden bu kez yasaktan dolayı sadece açık havada da olsa dumanlarını diğer insanlara da solutmayı sürdürüyorlar. Yanlarında sigara içmediğini bildikleri bir insan varken elleri çakmaklarına uzananların, yaptıkları saygısızlığın bilincinde olmadıkları çok açık.

Sağlıklı bir yaşam sürme hakkını kullanmak isteyen bir insanın yanında sigara içmeme nezaketini gösteremeyecek kadar bağımlı hale gelmiş olan tiryakilere ne demeli bilmem ki. Kendinden başkasını düşünmeyen, karşısındaki insana verdiği rahatsızlığın farkında değilmiş gibi davranan bu insanların sigara kullanmayanlara saygı göstermeyi öğrenmeleri gerekiyor. Her türlü bilimsel kanıta rağmen sigaranın zararlı olmadığına inanan ilginç insanlar hariç, tüm sigara tiryakileri bu maddenin bunu içtikleri anda yanlarında bulunanlara da zarar verdiğini bilir. Öyleyse bu insanlar sigara içmeyen birinin yanındayken tütün yakmaya neden devam ederler? Bu konunun incelenmesi ve tiryakilerdeki bu tutumun değiştirilmesi için çareler aranması, sigara içme yasağı gibi bir çözümden çok daha etkili olacaktır.

Ciğerlerini temiz tutmayı isteyen bir Kırklarelili olarak, sigara bağımlısı birkaç arkadaşınızla İstasyon’daki bir çay bahçesinde oturduğunuzu düşünün. Bu arkadaşlarınızdan en azından birkaç saatlik böyle bir sohbet ortamı sırasında sigaralarına uzanmamalarını beklemek en doğal hakkınız değil midir? Siz bu beklenti içerisindeyken sigarasını yakıp dumanının tüm masayı etkisi altında bırakmasını umursamayan arkadaşınızın size verdiği değeri sorgulamaz mısınız? Kapalı bir mekandayken sizi duman altında bırakmaktan çekinmeyen arkadaşlarınızdan bahsetmiyorum bile. Hadi artık yasak var ve bu arkadaşlarınız bir kafeteryada otururken sizi zehirleyemiyorlar, peki evinize misafir olduklarında veya siz onlara misafirliğe gittiğinizde ne olacak? Aslında basit; sizi sigara dumanına maruz bırakanlara hak ettikleri tepkiyi gösterip, sağlığınızı herkesin ve her şeyin önünde tutacaksınız. Bırakın onlar bu konudaki duyarsızlıkları yüzünden vicdanlarıyla baş başa kalsınlar.

Popularity: 9% [?]

Deplasmanlı Amatör Lig hakkında..

Posted by zdinckol On Ekim - 22 - 2009

71085101Yerel futbol sitesinin sahibi Efkan Bucak, Radikal Gazetesi’ndeki son yazısında, Deplasmanlı Amatör Lig ve 3. Lig terfi maçlarındaki belirsizliği ele aldı.

Gelecek sezondan itibaren Deplasmanlı Amatör Lig’in hayata geçirileceğini, 3. Lig’inse kaldırılacağını yazmıştık. Gelin görün ki, gelecek sezon başlayacağı açıklanan bu lig hakkında spor kamuoyuna açıklanmış henüz hiçbir şey yok. Ne zaman başlayacak, statüsü nedir, 3. Lig ne olacak gibi soruların yanıtı verilmiş değil. Oysa
normalde gelecek sezon başlayacak bir ligle ilgili her şeyin belli olması, herkesin programını ona göre yapması gerek, değil mi?

Ne yazık ki Türkiye Futbol Federasyonu amatör futbolu hiç önemsemiyormuş gibi davranıyor. İl temsilcilikleri ellerinden geleni bir noktada yapmaya çalışsalar da sonuçta onlar da merkeze bağlılar. Yaklaşık beş yıldır amatör futbolla yakından ilgiliyim ve şunu gördüm ki TFF, amatör futbolla ilgili her şeyi son ana bırakıyor (Gerçi biz Türkler genel olarak her şeyi son ana bırakmayı severiz ya neyse). Camiada sürekli
bir soru hali içinde. Örneğin geçmiş senelerdeki 3. Lig terfi maçlarının tarih ve grupları…
Sezona başlarken bu tarihleri belirlemeniz gerekir değil mi? Doğrusu bu, ancak Türkiye’de işler böyle yürümüyor. Tarih ve gruplar bir türlü belirlenmiyor, maçların başlamasına bir hafta kala açıklanıyor. Geçen sezon “Efkan terfiler ne zaman belli oluyor?” sorusuna yanıt vermekten bir hal olmuştum.

Deplasmanlı Amatör Lig de böyle. Şu anda amatördeki takımların hiçbiri sezon sonunda tam olarak ne olacağını bilmiyor. 3. Lig terfi maçları düzenlenecek mi? Bazı illerde temsilcilikler ve amatör spor kulüpleri federasyonları üyelerine ‘Evet düzenlenecek’ diyor, bazı illerde kulüplere ‘Hayır olmayacak’ deniyor. Kulüpler de sezon sonu hedeflerini açıklarken kararsız. Örneğin bir başkan demeç verirken “Hedefimiz bu sene 3. Lig” diyor ama 3. Lig’e teknik olarak yükselme şansı var mı, o da bilmiyor.

UEFA’yı örnek vereyim. Intertoto Kupası’nın olduğu yıllarda daha aylar önce hangi ülkenin takımının hangi turda kiminle oynayacağı bile belliydi. Bunu TFF de yapabilir. Tamam bazı konularda hâlâ belirsizlikler hâkim, güvenlik
konusunda bazı illerin kaygılarını dile getirdiğini biliyoruz ancak ne olursa olsun şu içinde bulunduğumuz dönemde tüm kulüplere 3. Lig ve Deplasmanlı Amatör Lig’in statüsü açıklanmalıydı. Kulüpler buna göre yatırım yapıyor, ancak şu anda körebe misali ilerliyorlar.

Deplasmanlı Amatör Lig kararında TFF’yi destekliyorum, çok yerinde bir uygulama olacak ancak bunun temeli attılar sadece, daha ortada kaba inşaat bile yok. TFF amatör kurulunun bir an önce toplanıp bunu karara bağlaması şart. Tüm kulüplerin şu anda TFF’yi beklediğini unutmayın.

NOT: Bu yazı 20 Ekim Salı günü Radikal Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

Popularity: 39% [?]

İstanbul’a Mı Bağlandık?

Posted by freelance On Ekim - 21 - 2009

BanklarKırklareli Valiliği ve Kırklareli Üniversitesi’ndeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Bayrampaşa Belediyesi’ne ait banklar büyük tepki çekiyor. İlimizin yönetim merkezi olan Kırklareli Valiliği binasının bahçesi aylardır üzerinde ‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ yazan banklarla dolu. Kırklareli Üniversitesi Rektörlüğü’nün ve üniversiteye bağlı olan Kırklareli Kültür Merkezi’nin bahçesindeki banklarda da ‘Bayrampaşa Belediyesi’ yazıyor. Geçici bir süre için değil, sürekli olarak vatandaşların hizmetine konulduğu anlaşılan banklarda ‘Kırklareli’ yerine ‘İstanbul’ ve ‘Bayrampaşa’ yazıyor olması büyük bir skandal olarak değerlendiriliyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilimizdeki en önemli kurumunun bahçesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin gönderdiği banklarda oturuluyor. Valilik bahçesine giren hatta binanın ön cephesinin baktığı kaldırımdan yürüyen vatandaşlar bankların üzerindeki yazıyı gördüklerinde gözlerine inanamıyorlar. Şehir merkezi olarak kabul edilen alanda bulunan vilayet binasının bahçesinde başka bir şehrin belediyesinin ismini taşıyan bankların olması hem Kırklareli’nin yerlilerini hem de misafirleri şaşırtıyor. Kırklarelililer bu durumu ‘garabet’ olarak adlandırırken, bunu aynı zamanda kendilerine ve şehirlerine yapılmış bir hakaret olarak kabul ediyorlar. Şehirlerinin İstanbul’a bağlı bir yerleşim yeri olmadığını belirten vatandaşlar, ilimizin yanlış tanıtılmasına neden olacak böyle bir hatanın hem de valilikçe yapılmış olmasına anlam veremiyorlar.

Yerli ve yabancı turistlerin de dikkatini çeken ve kendilerini ziyaret ettikleri şehrin idari yapısıyla ilgili şüpheye düşüren banklar, Kırklareli’nin tanıtımına büyük gölge düşürüyor. Vatandaşlar, seçimlerde iktidar partisini sürekli hüsrana uğratan Kırklarelililere inat olsun diye böyle garip bir işe imza atılmış olabileceğinden bahsediyorlar. ”Bahçede oturulacak yere ihtiyaç duyulmuşsa valiliğin bu tür banklar için ilk önce Kırklareli Belediyesi’nden talepte bulunması gerekmez mi? Belediyemizden böyle basit bir talepte bulunulmuş olsa bu ihtiyaç derhal karşılanmaz mıydı? Diyelim ki belediyenin imkanları el vermedi. O halde İl Özel İdaresi, üzerinde ‘Kırklareli Valiliği’ yazan birkaç bank yaptırmaktan aciz midir?” sorularını soran Kırklarelililer, bu işte bir art niyet olduğu kanaatindeler. Birilerinin sırf CHP’li olduğu için Kırklareli Belediyesi’nin banklarını valilik bahçesinde görmek istemediği ve bu yüzden de bahçeye AKP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait bankları koydurduğuna inanan Kırklarelililer, bu tavrı çok komik bulduklarını ifade ediyorlar.

Kırklareli Üniversitesi Rektörlüğü’nün bahçesindeki ‘Bayrampaşa Belediyesi’ yazılı banklar da en az Kırklareli Valiliği’ndeki banklar kadar tepki çekiyor. Henüz yeni kurulmuş ve kurumsal kimliğini kazanma aşamasının en kritik evresini yaşamakta olan üniversitenin bahçesine ‘Bayrampaşa’ yazılı bankların yerleştirilmesi büyük bir hata olarak değerlendiriliyor. Özellikle şehir dışından gelen öğrenciler, rektörlükteki bu bankları görünce bir an için nereye geldiklerini şaşırdıklarını söylüyorlar. Kırklarelililer de üniversite logosunu belirleme konusunda büyük beceriksizlik gösteren, son olarak bir ülke bayrağından çalıntı olan tasarımı logosu ilan eden  (http://www.40lareli.com/manset/kirklareli-universitesinde-logo-rezaleti.html) ve bu rezalet ortaya çıktıktan sonra da logoyu değiştirmeyen üniversite yönetiminin bahsi geçen banklarla yeni bir skandala imza attığını düşünüyorlar. Üniversite yönetiminin de siyasete alet olduğunu ve birilerine yaranmak amacıyla rektörlük bahçesini AKP’li Bayrampaşa Belediyesi’nin banklarına açtığına inandıklarını ifade eden Kırklareli sakinleri, üniversitelerinin daha fazla alay konusu edilmemesi için bu yanlıştan dönülmesini talep ediyorlar.

Üzerlerinde ‘İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ yazan bankların Kırklareli Valiliği bahçesinden, Bayrampaşa Belediyesi’ne ait bankların da Kırklareli Üniversitesi’nden derhal kaldırılmasını isteyen vatandaşlar, çok demokrat olduğunu iddia eden iktidarın Kırklareli’deki siyasi duruşu ve hayat tarzını kabullenerek bu türden zıtlaşma çabalarına son vermesi gerektiği görüşünü paylaşıyorlar. Bu tepkilere rağmen bankların kaldırılıp kaldırılmayacağını veya üzerlerindeki yazıların silinip silinmeyeceğini ise zaman gösterecek.

40lareli.com/freelance

Popularity: 27% [?]

Kara Tren Gecikir, Kırklara Hiç Gelmez

Posted by bahar On Ekim - 19 - 2009

Kırklareli Garı‘‘Demiryolu bir memleketin toptan, tüfekten daha mühim bir silahıdır.’’ Bu söz tüm Kırklarelililerin zihinlerinin bir köşesinde yazılıdır. Çünkü ilimizdeki tren istasyonunun hemen yanındaki Atatürk büstünün kaidesinde Mustafa Kemal’in bu vecizesi yer alır. İstasyon binasının yanından hiç geçmemiş ve atasının büstüne hiç dikkat etmemiş bir Kırklarelili olamayacağından bu sözü hepimiz en az bir defa okumuşuzdur. Fakat ne yazık ki garlarına yıllardır tren uğramayan (birkaç özel durum hariç) Kırklarelililer için ‘tren’ ve ‘demiryolu’ kavramlarının içi boştur.

Şehirlerinde bir tren istasyonu olan Kırklareli sakinleri için ‘istasyon’ kelimesinin ifade ettiği şeyin esasen tren istasyonuna giden cadde olduğunu inkar edemeyiz. Bu kelimeyi duyduğumuzda hepimizin aklına çay bahçeleriyle ünlü bu caddemiz gelir. Tren istasyonunu kast ediyorsak, doğru anlaşılmamız için mutlaka ‘istasyon binası’ dememiz gerekir. Bunun sorumluları demiryoluna ideolojik anlamlar yükleyip, ondan korkan ve bu en keyifli ve ekonomik ulaşım türüne düşmanlık besleyenlerdir. Bu zihniyete sahip yöneticiler Mustafa Kemal’in memleketimizi demir ağlarla örme arzusuna inat yarım asırdır demiryollarını paslanmaya terk etmişlerdir. Kırklareli de bu durumdan payını almış ve tren seferlerinden mahrum kalan istasyonumuz anlamını yitirmiştir.

1911 yılında Alpullu-Kırklareli demiryolu bağlantısının tamamlanmasıyla kara trenle tanışan şehrimizde insanlar 1962’ye dek diğer yerleşim yerlerine ulaşım için treni kullanmışlar. TCDD bu tarihten itibaren ilimizde yolcu taşımacılığından çekilmiş. 90’lı yıllarda dünyaya gelen Kırklarelili gençler, bugün yük trenlerini bile hatırlamazlar. Çünkü arada sırada da olsa pancar yüklü vagonlarıyla şehrimize gelen trenler de yaklaşık yirmi yıldır Kırklareli Garı’na uğramıyorlar. Halbuki trenle yolculuk yapamıyor olsak da düdük sesini duyup trenin geldiğini anlamak, babamızın elini tutup treni görmeye gitmek ne güzeldi. Yük trenlerinden geriye kalan, kullanımdan kalkmış ve rayların üzerinde çürümeye terk edilmiş boş yük vagonlarını da götürdüler daha sonra buralardan.

Hürriyet Gazetesi’nin organizasyonu ile yurdu dolaşan Hürriyet Treni geçen yıl şehrimize geldiğinde Kırklarelililerin istasyona nasıl akın ettiklerine şahit olduk. Bu büyük ilgi şehrimizin trene ne kadar hasret olduğunun göstergesiydi. Yakında aynı trenin Kırklareli’ye bir kez daha gelmesi bekleniyor. Kuşkusuz, treni karşılamak için özlemle yine gara koşacağız. Kırklareli-İstanbul seferi yapan bir trenimizin olduğunu, İstanbul’a gideceğimizde ucuz ve zevkli bir seyahat yapmak üzere trene bindiğimizi hayal edeceğiz. Sonra birden tren düşmanları sayesinde zenginliklerine zenginlik katan petrol ve otobüs şirketlerini hatırlayacağız… Hayalimiz o an suya düşecek; misafir trenin ardından el sallayacak, asıl istasyonu kötü kaderiyle baş başa bırakıp, ‘istasyon’da çay içmeye gideceğiz…

Popularity: 9% [?]