Meteoroloji alanındaki uzmanlığıyla tanınan İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Doktor Mikdat Kadıoğlu, Hürriyet Gazetesi’ndeki köşe yazısında İğneadalı balıkçıların kazandığı hukuk zaferine yer verdi. S.S. Limanköy Balıkçılar Kooperatifi’nin yörenin doğasını mahvetme pahasına İğneada Körfezi’ne yapılması planlanan liman inşaatına karşı açtığı davayı kazanmasını konu alan yazıda İğneada’nın turizm potansiyelinden de bahsediliyor. İşte Kadıoğlu’nun ‘İğneada kömür ve çimento tozuyla değil, yumuşak turizmle kalkınmak istiyor!’ başlıklı yazısı:
Kyoto, Kopenhag protokolleri hikaye. Önemli olan gündelik hayattaki uygulamalar. Kısa vadeli düşünce tarzı ve günü kurtarma anlayışı doğal kaynaklarımızı geri döndürülemeyecek bir şekilde yok ediyor. Buna ancak halk “dur” diyebilir. İğneadalılar işte bunu başardı!
Tüm Karadeniz balıkçıları için çok önemli bir avlanma bölgesi olan İğneada Körfezi ve kıta sahanlığı, biyolojik açıdan ülkemizin en önemli balık yatakları. Ama 2007’de Kırklareli’ne bağlı Vize İlçesi’nde kurulan bir çimento fabrikasının ürünlerini ihraç etmek için Körfez’e yapılması düşünülen liman inşaatı yöreyi, yılda 120 bin kamyonun çimento ve kömür tozu taşıyacağı bir sanayi bölgesine dönüştürecek. Bu limanın, yılda en az 175 adet 2-3 bin tonluk geminin giriş çıkış yapacağı bir sanayi limanına dönüşmesi, hem doğayı hem de bu doğadan geçimini sağlayan ve de olası yumuşak turizm gelişmesi içinde yeni geçim kaynakları bulacak insanları perişan edecek bir projeden öteye geçmeyecek.
Tuhaf ÇED Raporu
Oysa Kültür ve Turizm Bakanlığı 2007 yazında İğneada bölgesini turizm alanı ilan etti, karar Resmi Gazete’de yayımlandı. İşte bu gerçekler doğrultusunda hareket eden S.S. Limanköy Balıkçılar Kooperatifi, 2007’de, Edirne İdare Mahkemesi’nde liman inşaatına karşı dava açtı. Çünkü sadece balıkçılığa vereceği zararlar açısından bile son derece basiretsizce hazırlanan liman inşaatı Çevreye Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu yanlışlarla doluydu. Bu yanlışlardan sadece birkaçı şöyle:
ÇED Raporu’nun denizle ilgili bölümünde, burada yaşadığı varsayılan ve zikredilen balıkların birçoğu gerçekte Karadeniz’de bulunmuyor. Taşıma, yükleme ve boşaltma işlemleri sırasında hava kirliliği olmayacağı belirtilmesine karşın detaylı bir hesaplama yapılmamış. Kıyı doldurmaları, doğal dengeye büyük zarar veren işlemler olmasına karşılık raporda önemsenmemiş.
Deniz balıklarıyla ilgili değerlendirme yapılmamış. Oysa bölge birçok balık türünün beslenme ve üreme alanı. Deniz açısından son derece yetersiz kalan ÇED Raporu’nda, yapılacak dolgunun doğal zenginliğe etkisi yer almıyor. Tüm limanlarda yaşanan ve deniz ekosistemini olumsuz etkileyen sürekli ve ciddi bir tehdit niteliğindeki gemi kazaları ve olası petrol sızıntıları, ÇED Raporu’nda karşı önlemlerin alınmasıyla sanki tehlike değilmiş gibi gösteriliyor.
Yat Turizmi Başlatılabilir
Taşımacılığın başlamasıyla, varolan karayolu trafiğinin yüzde 38 düzeyinde artacağı, ağır taşıt sayısının ise bu günkünün 2,5 katına çıkacağı öngörülüyor. Ancak rapordaki trafik tahminleri yanıltıcı; ayrıca oluşacak trafik baskısının, çevre ve insanlara etkisi doğru biçimde incelenmemiş. Muhtemel tepkileri önlemek için deniz dolgusunda kullanılacak malzeme ve ocaklar hakkında da yanıltıcı bilgi verilmiş. Üç kişilik bilirkişi raporuyla, halihazırdaki ÇED Raporu’nun bilimsel hatalar ve eksiklerle dolu olduğu tespit edildiğinden, Edirne İdare mahkemesi 7 Aralık 2009’da, davacı S.S. Limanköy Balıkçılar Kooperatifi lehine karar verip ÇED Raporu’nu iptal etti.
Yıldız Dağları’nın eteklerindeki İğneada Beldesi ve Milli Parkı son yıllarda pek çok koruma ve kalkınma projesiyle mercek altına alındı. Ayrıca bölge, uzun-temiz kumsalları, Avrupa’nın en büyük subasar ormanlarıyla da turistik açıdan giderek artan bir ilgi odağı haline dönüşmekte. En önemlisi de Tuna Nehri’nden inen yatların önünden geçip gittiği, yat turizmi açısından da iyi değerlendirilmemiş bir sahil beldesi. S.S. Limanköy Balıkçılar Kooperatifi, limanlarının balıkçı barınağının yanı sıra uluslararası denizcileri kabul edebilecek bir yat limanı bölümüyle geliştirilmesini, karadaki hizmet binalarının iyileştirilmesini ve böylece gerek Limanköy’ün gerekse yörenin kalkınmasında örnek olacak, kaliteli bir yumuşak turizm çalışmasının başlatılmasını istiyor. Bence çok da iyi ediyor!
Popularity: 1% [?]


Kırklareli, Aşağıpınar mevkisinde Neolotik döneme ait arkeolojik kazılarda figürinler, boncuklar, yassı baltalar, kemikten yapılmış mühür, kilden yapılmış sapan taneleri, öğütme taşları, çanak, çömlekler bulundu.
İlimiz Demirköy İlçesi Sarpdere Köyü’ne 5 kilometrelik mesafede yer alan Dupnisa Mağarası’nda yapılan sosyal tesis çalışmaları, mağaranın doğallığına gölge düşürüyor. Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından turizme açıldığı ilk dönemlerde “Doğal Sit Alanı” ilan edilen Dupnisa Mağarası’nda, son aylarda yapılan turizm alt yapı çalışmalarının belirtilen kıstaslara ters olarak sürmesi, ziyaretçilerin tepkisine çoktan yol açmış durumda. 11 Haziran 2009 Perşembe günü yapılan ihale ile mağara çevresindeki 22 Bin Metrekarelik alan sosyal tesis hizmetlerinde kullanılmak üzere yıllığı 6 Bin Türk Lirası’ndan 5 yıllığına Pınarhisarlı Hotel İşletmecisi Ziyaettin Yörkçüoğlu’ya verildiği biliniyor.
Kırklareli’de turizm denilince akla ilk gelen yer olan Dupnisa Mağarası’nın alt yapı sorunları yıllardır çözümlenemiyor. Her yıl sulu ve kuru mağaranın 15 Mayıs- 15 Kasım tarihleri arasında açık olduğu dönemde binlerce yerli ve yabancı turiste bu güne kadar herhangi somut bir tanıtımı yapılmamasına rağmen ev sahipliği yapan Dupnisa Mağarası’nın Sarpdere Köyü ile mağara arasında kalan 5 kilometrelik yolu yıllardır stabilize bir şekilde hizmet veriyor.
Kırklareli Belediye Başkanlığı yaptığı yazılı basın açıklamasında; Kırklareli Yerel Yönetimleri Katı Atık Tesisleri Yapma ve Işletme Birliği’ne ait bertaraf tesislerinde bertaraf edilen atıkların Belediye’ye maliyetinin söz konusu olduğunu, dolayısıyla bütün su abonelerine Belediye Meclisi’nin 03/07/2009 tarih ve 90 sayılı kararıyla; bağımsız bölümlere aylık 3.00 -TL, işyeri ve dükkanlara 4.00 -TL yansıtılacağını ve uygulamanın Eylül ayında başlayacağı duyuruldu.
Tarihi, turistik ve doğal güzellikleri ile dikkat çeken güzel bölgemiz Trakya, tanıtım bakımından yıllardır çok büyük eksiklikler yaşıyor. Birçok güzelliği bünyesinde barındırmasına rağmen Ege ve Akdeniz’in arka bahçesi konumunda olan Trakya, amatör ruhlu olarak tanımlanan bir biçimde yıllardır sivil toplum kuruluşları tarafından tanıtılmaya mahkum edilmiş durumda. Fakat son aylarda ilimizin de içinde bulunuğu Trakya bölgesini bir çatı altında toplayarak Edirne, Tekirdağ, Kırklareli ve Çanakkale’nin dolaylı olarak tanıtıldığı www.trakyagezi.com adlı internet sitesi Trakya hakkında bilmek istediğimiz herşeyi bilgisayarımızın monitörüne kadar getiriyor.
Kırklareli’nin Demirköy ilçesi Sarpdere köyü yakınlarında, turizme açılan 2 bin 720 metre uzunluğundaki Dupnisa Mağarası’nda yaklaşık 60 bin yarasa yaşıyor.
İlimizin ormanları ve doğası ile ünlü Demirköy İlçesine bağlı Iğneada Beldesine 12 kilometre uzaklıkta bulunan Sislioba Köyü’nde, organik bal üretimi her geçen daha da büyük bir boyut alıyor.
İlimiz Demirköy İlçesine bağlı Iğneada Beldesi’ne 14 kilometre uzaklıkta bulunan Beğendik Köyü, Karadeniz’in en batısı olarak bilinir. Eski adı Ayestafanos olan Beğendik, Karadeniz’e kıyısı olması sebebi ile Iğneada’ya önemli bir alternatifler arasında yer alıyor.