Kırklareli Haberleri için yeni adresiniz! – www.40lareli.com

Kırklareli Haberleri için yeni adresiniz!

Archive for the ‘Eğitim’ Category

Trakyalı Bir Çiftçiden Mektup

Posted by freelance On Şubat - 2 - 2010

Siyasi içerikli belgeselleri ile tanınan ünlü televizyon yapımcısı Banu Avar, Trakya üzerine oynanan tehlikeli oyunlara dikkat çektiği bir yazı kaleme aldı. İşte Avar’ın ‘Trakyalı Bir Çiftçiden Mektup’ başlıklı yazısı:

”Trakya’yı çok yakında Kıbrıs gibi bir oyunla AB’ye alacaklar. Trakya söylenildiği gibi, sanayi yarımadası değil, tarım ve çiftçilik yarımadasıdır. Sanayi dediğim, maden filizini işleyip mamül haline getirme sanatıdır. Biri böyle işletme göstersin, alnından öpeyim. Sanayi denilen fabrikalar montaj sanayisidir. En çok bir ay içinde söküp istediği yere taşıyıp monte ederler. Birbirimizi kandırmayalım. Sanayiyi kullanıp serbest bölge oluştururlar, antrepolar kurarlar. Nasılsa giriş-çıkışların denetimi yok. Devlet buralara yabancı.

Artezyenle suları çıkartıp, kola fabrikası gibi, suyu da satarlar. Fakat çiftçiye artezyenle su çıkarmak yasak. Çünkü tarlasını sulayacak suyu olmamalı. Fabrikalara filitre ya da arıtma koyulmamalı. Ağır metalli atıklarını Ergene’ye, Meriç’e bırakacaklar, Uzunköprü’de çeltikçiler tarlalarını sulamaya su bulamayacaklar. Sulasalar da ürünü kastrojen içerir diyeceksin. Ürettiğini sattırmayacaksın. Üretici tarlasını ipotek ettirip kredi çekmiş, ödeyemiyor. Tarlasını elinden yok paraya alacaksın, bankacı olarak. Fakat, sen kimsin? Yabancı banka. Tereyağdan kıl çeker gibi sahip olacaksın, bu topraklara. Ya da çiftçiyi muhtaç edeceksin, toprağı elinden almak için.

Verimli ovaların ortasından otobanlar, yüksek gerilim hatları geçireceksin. İlk önce kamulaştırma yasasını değiştirip, çıkartacaksın meclisten; milleti savunmasız bırakacaksın. Sonra otoban, tren yolu, gerilim hattı geçireceksin… Önce geçeceği yerlerden tapu kadastro geçirip mülk sahiplerinin ellerine tapuyu vereceksin. Çok varisli tarlaları, kavga çıkar sonra, başaramazsın. Yarayan arazileri kamuya bırakacaksın. Pınarhisar’ın Poyralı köyündeki 300 dekar arazi gibi… Sonra buraları satması kolay. Gerilim direği dikeceğin tarlalarının sahiplerinin hesaplarına belli meblağ yatıracaksın. Onlar nasılsa muhtaç, çekecekler parayı. Otomatik olarak, senin şartlarını kabul etmiş olacaklar.

Çiftçileri destekleme adı altında ineğini, tavuğunu, ektiği ürünü, kaç dekar olduğunu, çeşidini kayıt altına alıp, ne yapabileceğini bileceksin. Yasa çıkartacaksın, inekçilik işletmesi adı altında 2 milyon ton sütümüz varken, AB’ye uyum yasasından dolayı onlardan alır durumuna düşeceğiz. Bir çay 500 kuruşken, 1 kilo sütü 450 kuruşa satacaksın. Termik santral kuracaksın Saray’ın Sefaalan köyünde. Ya da Demirköy’de ormanın göbeğine nükleler santral kuracaksın ama, orası 1. derece sit alanı. Longoz kanyonu dünyada beş tane. İlk önce meclisi toplayıp 1. dereceden 3. dereceye düşüreceksin. Santral daha sonra. Kanyonun içindeki Rezve deresine, boru döşeyemezdin, şimdi tohum İstanbul’a giden baraja. Pabuç dere gibi dereye götürebilirsin. Sergen’e sulama barajı adı altında baraj inşa edeceksin. Sonra zamanla onu da buraya bağlayacaksın.

Trakya’nın ormandan geçinen köylerini açlığa terk edeceksin. AB/Uyum yasası diyeceksin. Fakat amacın farklı olacak. Çünkü ormanları tahrip edip yok edeceksin, devlet olarak bunu yapacaksın. Çünkü Karadeniz sahil yolu projesi çimento fabrikası Evrencik’te, oradan limana İğneada’ya borularla ya da kamyonlarla çimento taşıyacaksın. Onun için yol gerekli. Ormanı yok edeceksin, köylüler aç kalacaklarmış, önemli değil, ölsünler. Muhtaç edeceksin, köylülerin kesmesi yasal değil, onların kesmesi yasal. Tabi bu yollar otobanlar, tren yolları, havaalanı için ovaların, ormanların ortalarına taş ocakları açacaksın. Çimento fabrikası kuracaksın Evrencik’e. Ya da ihaleyle Çakıllı askeriyesini satın alacaksın. Avrupa çimento kuruluşu olarak fabrika kuracaksın Ergene su havsasının başlangıcına, ana kaynağına.

Bizim çiftçimiz artezyen vuramazken, AB fonlarını kullanıp İnece’de sulama kanalları projesi yapacaksın. Yırtık çoraplı ABD’li Wolfowitz’e açtıracaksın fakat, kimse bilemeyecek yahudi Nesim Malki’nin 3500 dönüm arazisinin olduğunu ve sulama kanallarının buralardan geçtiğini. Dinler arası diyalog çerçevesinde Fener Rum Patriği Kıyıköy’ü Ayayorgi kilisesini ziyaret edecek. İnsanlar bilmeyecek Papaz Bartelemos’un ayak bastığı yerlerin kutsal sayılacağını. Foyası sonra çıkacak.

Doğalgaza zam yapacaksın, gübre fiyatları fırlasın diye. Malkara, Keşan, Hayrobolu, Edirne, Burgaz, Alpullu pancar eker geçimini sağlar. Olur mu! Pancara kota koyacaksın. Muhtaç edeceksin. Eğitim sistemini taşımalıya çevireceksin. İnsanları 50 kişilik sınıflara sokup, köydeki okulları satacaksın. Köylü çocuklarını okumamaya zorlayacaksın. Vize Soğucak’ta havaalanı kuracaksın. Fakat birileri buralarda bağcılık yapacağız diye, yok paralara satın alacak , köylüler bakacak. Türk’ün başka gidecek yeri yok. Bir Yunanın, bir Rumun, bir Almanın, bir Fransızın var ama, bizim yok. Topraklarımıza vatanımıza, milletimize sahip çıkalım.

Devletimiz büyük ise fert olarak biz de büyüğüz. Trakya’da çok yakında Pomak etnik kökenine de oynayacaklar. Bunlar insanları, toprakları bölmek için. Sıra bence buralarda. Devlet kendi eli ile vakıf yasası çıkarttı. 160 tane vakıf arazisi yapısı, özerkliğini almak için bekliyor. İstanbul’u eski İstanbul yapacaklarmış. Sanayi dediklerini Trakya’ya taşıyorlar. Çerkezköy de ticaret merkezi olacakmış. İstanbul’u Trakya’ya taşıyorlar. Kırklareli için beş yıl sonra 350-400 bin nüfustan bahsediyorlar. Topçuköy-Cevizköy arasındaki Koçka merası sanayiye açılıyor. Kırklareli zaten öyle. Çorlu-Çerkezköy uçmuş zaten. İstanbul’dan göç edenlerin yerine zengin yahudiler, yabancılar gelecekler. Yani, Bizansın temelleri atılayor. Kadir Topbaş projesi Edirne, Tekirdağ, Kırklareli valilerinden komisyon oluşturacaksın. Büyük ölçekli araziler üzerine proje yapacaksın. Koçka, Poyralı’daki gibi, küçük ölçeklileri belediyelere bırakacaksın. Uymayan belediyeleri afaroz edeceksin.

Hamdi Sedefçi gibi, Edirne belediye başkanı bir çiftçiye gen bankası kurdurmayacaksın. Çünkü tohumu satacaksın, 1 kilo domates tohumu 25o milyar. Ne lazım! Bu arazi şartlarına ve iklime uygun tohum yetiştirirsin sonra. Olmaz. O, satacak para kazanacak. Tohum verecek, hastalıklı. Topraklarında türlü türlü yabancı otlar çıkacak. Sonra da zirai ilaç satacak. Çünkü dahası hasta olacak, verimsizleşecek. Çiftçi zirai mücadele edemez hale gelecek, bir ürün yetiştiremeyecek. Borcu da var. Tarlasını, toprağını yok pahasına satacak. Önceden şehirdekini köylüler beslerdi, efendiydiler. Fakat artık, köylüler de satın alıyor ne yazık ki.

Ne hikmetse, İpsala gümrük kapısından bir türlü kaçak hayvan geçişi engellenemedi. Yetiştirilen hayvanlar zararına satılıyor. Avrupa’dan yaşlı-hastalıklı inekler ithal ediliyor damızlık diye. Çok yazık. Çiftçiye Artezyen vurmak yasak çünkü, Asilbey’de lahana, Bayramdere’de karpuz, Deveçatağı’nda kabak, Kaynarca’da domates biber, Alpullu’da pancar yetiştirilecek, olur mu! Ama, sanayiceye fabrikacıya 250-400 metreye kadar serbest, onlarsız olmazmış. Yer altı suları tükenecek yakında. Bilimciler diyorlar, haklılar da. Hamitabat-doğalgaz, Evrencik-çimento, Pınarhisar-çimento-kireç fabrikalarından dolayı, Trakya’ya yağmur yağmıyormuş, yoğunluk olmuyormuş.. Doğru..”

Popularity: 20% [?]

Çevre Bilincinden Yoksun Nesiller

Posted by bahar On Ekim - 26 - 2009

Çöpler YerdeOkuma yazma oranının ve öğrenim seviyesinin yüksekliği ile övündüğümüz bir ilde yaşıyoruz. Peki bu eğitimli insanlar topluluğunun üyeleri arasında medeniyetin baş göstergelerinden olan çevre temizliğini umursamayanların sayısı neden bu kadar çok? Caddelerde, sokaklarda kaldırım kenarları çöp içerisinde. Yerlere tüküren tükürene. Bu durum, çevreye olan duyarlılığın okulda kazanılamadığına işaret ediyor olsa gerek.

Kırklareli’de çevre bilinci konusundaki eksikliğin tek sorumlusu okullarımız mıdır? Elbette hayır. Bu konudaki en önemli sorumluların anne babalar olduğunu itiraf etmeliyiz. Beni bu itirafa önceki gün yarım saat ara ile şahit olduğum iki olay sevk etti aslında. İlköğretim çağına yeni girmiş olduğunu tahmin ettiğim bir kızla annesiydi ilk olayın özneleri. Annesinin yanında yürümekte olan küçük kız, yalnızca birkaç metre ileride kocaman bir çöp konteynırı olmasına rağmen elindeki meyve suyu kutusunu kaldırıma fırlatıverdi. Ben, olaya şahit olan annesinden bir tepki beklerken bu genç kadın da avcunun içindeki kağıt mendili caddenin ortasına bırakmaz mı! Şu halde armut dibine düşmeyecek de ne olacak?

Çevre düşmanı anne kızı gördükten yaklaşık yarım saat sonra şehrimizin simgesi olan İstasyon Caddesi’nde ilerlediğim sırada bu kez üniversite çağındaki iki delikanlı arasındaki çevre tartışmasına şahitlik ettim. Bu gençlerden biri yediği cipslerin paketini yolun orta yerine atınca yanındaki arkadaşı kendisine ‘Sen ne biçim adamsın ya’ diyerek yerdeki paketi alıp hemen oracıktaki çöp kutusuna bıraktı. Çöpü yere atanın tepkisi ne olsa beğenirsiniz? Kendisi, utanmak bir yana çöpü yerden alan arkadaşına sert biçimde çıkışıp, ‘Başımıza çevreci kesildin. Niye dönüp alıyorsun benim attığım şeyi. Uyuz musun nesin?’ deyiverdi. Şimdi bu iki genç muhtemelen okulda aynı sıraları paylaşıp, aynı öğretmenlerin elinden geçti. Bu durumda aralarındaki anlayış farkının tek sebebi ailelerinden aldıkları terbiye değil de nedir?

Çocuklarına çevre bilinci aşılamaktan aciz ebeveynlerin dünyamıza ve topluma verdikleri zararı düşündükçe, bu tür insanların bir Avrupa şehri olan güzel Kırklarelimizde de yaşıyor olmalarından utanç duyuyorum. Bu utancı paylaşan duyarlı hemşerilerimden de yere çöp atan atan herkesi, özellikle de ailesinden gerekli eğitimi almamış küçük çocukları uygun bir dille uyarmalarını rica ediyorum. Unutmayalım ki ‘Çocuktur yapar’ diyerek geçiştirmek, çevre bilincinden yoksun nesillerin yetişmesinde vebal sahibi olmak anlamına gelecektir.

Popularity: 7% [?]

ÖSS’de Kırklareli mucizesi

Posted by zdinckol On Ağustos - 14 - 2009

65420ÖSS’de yüzü en çok gülen il Kırklareli oldu… Kırklareli’nde 6 bin 386 aday sınava girdi… Bunların 4 bin 32’si üniversiteli oldu.

Bir bölüme giren öğrencilerin tercih yapan sayısına oranında Kırklareli, yüzde 63.1′le Türkiye birinciliğine oturdu.

İstanbul, İzmir ve Ankara üniversiteye en çok adayı sokan iller oldu.

Yerleştirmede en başarısız iller ise Hakkari ve Şırnak.

İMAM HATİP MEZUNLARI AÇIKÖĞRETİME AKIN ETTİ

ÖSYM sonuçlarına göre imam hatip liselerinden mezun olanlar açıköğretim fakültelerine akın etti. Toplam 24 bin 408 imam hatip lisesi mezunu, açıköğretim fakültelerindeki bölümlere yerleşti.

SAY-1 puan türünde en başarılı il olan Karaman’da ÖSYS’ye başvuran 4 bin 950 adaydan 2 bin 689’u (yüzde 54.3) üniversiteye yerleşti.

Karaman’ın ardından 2. olan Kayseri’den 28 bin 71 adaydan 14 bin 704’ü (yüzde 52.3), 3. olan Denizli’den 16 bin 737 adaydan 9 bin 248’i (yüzde 55.2) üniversiteye yerleşti.

Lisans, önlisans ve AÖF’ye yerleşen toplam aday sayısında İstanbul 1, Ankara 2, İzmir 3. oldu.

İstanbullu 222 bin 575 adaydan 132 bin 648’i (yüzde 59.5), İzmirli 70 bin 48 adaydan 40 bin 937’si (yüzde 58.4), Ankaralı 108 bin 789 adaydan 61 bin 489’u (yüzde 56.5) üniversiteli oldu. Bu rakamlara göre; İstanbul, Ankara ve İzmirli adaylar, ÖSS’de en başarılı iller olan Karaman, Kayseri ve Denizlili adayları yerleştirme oranlarında geçti.

YÜZDE 60′I 4 İL GEÇTİ

Sayısal puan türünde 13. sıradaki Kırklareli, 43. sıradaki Edirne, 46. sıradaki Tekirdağ ve 62. sıradaki Bartın, üniversiteye yerleşen adayların oranı yüzde olarak dikkate alındığında, lisans, ön lisans ve açıköğretime girmede en başarılı iller oldu. Üniversiteye toplam yerleşen aday oranında yüzde 60 barajını 4 il geçebildi.

Kırklareli’den sınava başvuran 6 bin 386 adaydan 4 bin 32’si (yüzde 63.1), Tekirdağ’dan başvuran 12 bin 39 adaydan 7 bin 487’si (yüzde 62.1), Edirne’den başvuran 7 bin 308 adaydan 4 bin 421’i (yüzde 60.4), Bartın’dan başvuran 3 bin 69 adaydan 1891’i (yüzde 61.6) üniversiteye yerleşti.

EN BAŞARISIZ HAKKARİ

SAY-1’de en başarısız iller durumundaki Ardahan’dan ÖSYS’ye başvuran 2 bin 86 adaydan 1054’ü (yüzde 50.5), Hakkârili 7 bin 647 adaydan 2 bin 882’si (yüzde 37.7), Şırnaklı 5 bin 842 adaydan 2 bin 292’si (yüzde 39.2), Ağrılı 6977 adaydan 3 bin 182’si (yüzde 45.6), Bingöllü 5 bin 792 adaydan 2 bin 663’ü (yüzde 45.9), Mardinli 15 bin 868 adaydan 6 bin 616’sı (yüzde 41.6), Bitlisli 5 bin 427 adaydan 2 bin 451’i (yüzde 45.1), Düzceli 6 bin 736 adaydan 4 bin 27’si (yüzde 59.7) ve Tuncelili 2 bin 327 adaydan 1121’i (yüzde 48.1) bir yükseköğretim programına yerleşti.

Popularity: 12% [?]

Kırklareli Üniversitesi’nde Logo Rezaleti

Posted by freelance On Ağustos - 1 - 2009

Kırklareli Üniversitesi’nLogo Rezaletiin logosu çalıntı çıktı. Üniversitenin son logosunun Çin’e bağlı özel bir yönetim bölgesi olan Makao (Macau)’nun bayrağından kopyalanmış olduğu anlaşıldı. 6 Mayıs 2009 günü kamuoyuna tanıtılan ve Kırklareli’ye has hiçbir özellik taşımayan logonun bir bayraktan çalıntı olduğunun öğrenilmesi Kırklarelilileri şaşkına çevirdi.

İki yıl önce kurulan Kırklareli Üniversitesi’ndeki logo skandallarına bir yenisi daha eklendi. 2008 başında belirlenen ilk amblemin kamuoyu tarafından hiç beğenilmemesi üzerine açılan yeni yarışma sonucu resmi logo olarak seçilen eserin de Çin’deki özel bir yönetim bölgesinin bayrağından alındığı ortaya çıktı. Kırklareli Üniversitesi’nin resmi amblemi ile Makao bayrağındaki simgenin birbirinin aynısı olduğunun fark edilmesi üzerine patlak veren skandal büyük yankı uyandırdı. Skandal, bir dergideki kredi kartı reklamında, söz konusu kartın geçerli olduğu ülkelerin bayrakları arasında bulunan Makao bayrağını gören bir vatandaşın benzerliği fark etmesiyle gün yüzüne çıktı. Lüleburgaz’da çıkan bir yerel gazetenin konu ile ilgili yaptığı haberin ardından Hürriyet Gazetesi yazarı Yalçın Bayer de bu skandalı köşesine taşıdı. Kırklareli Üniversitesi adına utanç verici bu gelişme başka ulusal gazetelerin sayfalarında da haber olarak yer aldı.

Kırklareli Üniversitesi’ndeki ilk logo krizi, kurumun ilk logosunu belirlemek amacıyla 2007 sonunda açılan yarışmada patlak vermişti. Bu yarışmaya katılan eserleri beğenmeyen yetkililer, açtıkları ikinci yarışma neticesinde Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bünyamin Özgültekin’in tasarımını logo olarak seçmişlerdi. Japon bayrağındaki kırmızı güneşi andırmaktan başka hiçbir özelliği olmayan bu amblem Kırklareli kamuoyunca bir türlü benimsenmeyince geride kalan mart ayı içerisinde yeni bir logo yarışması açılmıştı. İlk denemedeki gibi bu yarışmaya katılan eserlerden hiçbirinin beğenilmediğine dair bir açıklama yapan üniversite, birkaç gün sonra bu açıklamasını geri çekip yeni logonun belirlendiğini duyurmuştu. 6 Mayıs’taki basın toplantısında tanıtılan logonun da Kırklareli iline veya üniversiteye has herhangi bir özellik taşımadığının görülmesi büyük hayalkırıklığı yaratmıştı. Yeni logonun ilan edilmesini takip eden hafta içerisinde yapılan Kırklareli Üniversitesi Bahar Şenlikleri’nin afişlerinde eski logonun kullanılması da kamuoyunda tepkiyle karşılanmıştı. Üniversitenin kurumsal kimliğinin henüz oturtulmaya çalışıldığı bu süreçte sergilenen bu dikkatsizlikten dolayı üniversite yönetimi ciddi biçimde eleştiri almıştı.

Kırklareli Üniversitesi’nin Japon bayrağını andıran ilk logosundan sonra bu kez başka bir bayraktan alındığı ortaya çıkan ikinci logo Kırklareli’de halkın sabrını taşırmış bulunuyor. Makao bayrağının üzerindeki simgeyi olduğu gibi kopyalayarak yarışmaya katılan Abdullah K.’nın logonun kendi eseri olduğunda ısrar ettiği öğrenilirken, Makao bayrağının 2004 yılından beri kullanılıyor olması bu iddianın geçersiz olduğunu gösteriyor. Kırklareli Üniversitesi’nin yeni bir logo belirlemek üzere bir yarışma daha açmasını bekleyen vatandaşlar, bu defa üniversiteye yakışacak, Kırklareli’ye has özellikler içeren, özgün bir tasarımın logo olarak seçilmesini ve kalıcı olmasını umuyorlar.

40lareli.com/freelance

Popularity: 100% [?]