Kırklareli Haberleri için yeni adresiniz! – www.40lareli.com

Kırklareli Haberleri için yeni adresiniz!

Archive for the ‘Kültür-Sanat’ Category

‘Marx’ın Dönüşü’ne Taş Koydular

Posted by freelance On Kasım - 3 - 2009

Marx'ın DönüşüKırklareli Kültür Merkezi’nde sahnelenmesi planlanan ‘Marx’ın Dönüşü’ adlı oyun Kırklareli Üniversitesi yönetiminin salon kirasını yükseltmesi nedeniyle iptal edildi. Oyunun ilimizde sahnelenmesi işini üstlenen organizasyon firmasının yetkilileri, yeni kira bedelini ödeyemeyeceklerinden oyunun iptal edildiğini açıkladı. Salonun işletme hakkını elinde bulunduran rektörlüğün ”Biz alacağımız paraya bakarız” diyerek kültür ve sanata olan bakışını ortaya koyduğunu ileri süren organizasyon sorumluları üniversiteyi Kültür Bakanlığı’na şikayet edeceklerini duyurdu.

Birkaç yıl öncesine dek tiyatro oyunu sahnelenecek mekanı olmayan Kırklareli, üniversite rektörlüğü binasının yanındaki Kültür Merkezi’nin hizmete girmesiyle bu eksiklikten kurtulmuştu. Kısa süre öncesine dek Kırklareli Valiliği’nin Kültür Merkezi’nde bulunan salonu kültür sanat etkinlikleri organize edenlere çoğu kez tamamen ücretsiz tahsis etmesi sayesinde şehirde pek çok tiyatro organizasyonu gerçekleşmeye başlamıştı. Kültür Merkezi salonunun tahsis hakkı Kırklareli Üniversitesi’ne geçtikten sonra ise salon için organizasyon başına 1000 TL alınmaya başladı. ‘Marx’ın Dönüşü’ isimli oyunun sahnelenmesinden hemen önce bu bedelin 1250 TL’ye yükseltilmesiyle de bardak taşmış oldu. Şehre gelen tiyatro oyunlarının çoğunu organize eden firma bu zam üzerine oyunu iptal etmekle kalmadı; bu şartlar altında Kırklareli’de bir daha tiyatro organizasyonu yapmayacağını beyan etti.

Kırklareli Üniversitesi yönetiminin zam hamlesinin ‘Marx’ın Dönüşü’ oyununun sahnelenmesini engelleme amacı taşıdığına inanan bazı Kırklarelililer ise bu tutumun tamamen siyasi olduğunu ifade ettiler. Düşünce özgürlüğünün en büyük savunucusu olması gereken bir kurumda yönetimin siyasi iktidara şirin gözükmek amacıyla hareket ettiğini ve ’sol’ görüşler içerdiği için oyunun sahnelenmesine mani olmaya çalıştığını düşünen vatandaşlar bu durumu protesto ettiler. Önemli bir kültürel etkinliğin önüne taş koyan Kırklareli Üniversitesi Rektörlüğü daha önce de AKP’li Bayrampaşa Belediyesi’nin banklarını rektörlük bahçesine yerleştirmesiyle (http://www.40lareli.com/manset/istanbula-mi-baglandik.html)  ve logo skandalı ile (http://www.40lareli.com/manset/kirklareli-universitesinde-logo-rezaleti.html) Kırklarelililerin büyük tepkisini çekmişti.

40lareli.com/freelance

Popularity: 14% [?]

Göksel Baktagir ulusal basında övgüyle yorumlanıyor

Posted by zdinckol On Ağustos - 25 - 2009

20090825-31743Dünyaca ünlü kanun sanatçımız Göksel Baktagir ulusal ve uluslararası çapta gündemde olmaya devam ediyor. Son olarak Zaman gazetesi Romania ekine konu olan Göksel Baktagir, Gülizar Baki’nin yazısında Eda Karaytuğ’un “Gönülden” adlı albümüne verdiği destekle gündeme geldi. “20 yılda bir çıkan albüm” başlığıyla yayımlanan yazıda Gülizar Baki şu cümlelere yer vermiş:

“Eda Karaytuğ, sanatta 20 yılını devirmiş bir devlet sanatçısı. Müzik tutkunları, Eda Karaytuğ’u iyi tanır. Yorumuna meftun olan çoktur. Mehmet Barlas, Doğan Hızlan ve Fehmi Koru bu isimlerden bazıları. Zaten yıllardır konser ya da fasılda Karaytuğ’u dinleyenlerin ilk sorusu albümü olup olmadığıydı. ‘Keşke albümü olsa da dinlesek.’ diyenler arasında Barlas da var. Hatta Barlas, bu isteğini köşesinde bile dile getirmişti. Bu kadar isteğe rağmen albüm fikri Karaytuğ’u hep tedirgin etmiş. Ta ki bu zamana kadar. ‘Gönülden’ albümünü yapmasına cesaret veren ise Göksel Baktagir ve Mehmet Güntekin’le birlikte çalışacak olması. Albümün sanat yönetmenliğini usta müzisyen Göksel Baktagir yapmış. Karaytuğ, Baktagir’in iki bestesini de seslendirmiş. Baktagir, sadece besteleri ve kanunuyla değil, sesiyle de albüme destek veriyor.”

Hem yurtiçi, hem de yurtdışındaki platformlarda övgüyle söz edilen Baktagir, kendi projelerinin yanısıra başka performanslara verdiği destekle de ne kadar usta bir sanatçı olduğunu kanıtlıyor.

Bunun yanısıra Göksel Baktagir geçtiğimiz haftalarda İstanbul Aya Irini’de gerçekleştirilen “Klasik Türk Müzik Kampı”nda da sahne aldı. Yurdal Tokcan (Ud), Baki Kemancı (Keman), Ömer Erdoğdular (Ney), Derya Türkan (Kemençe), Tanju Erol (Klarnet), Murat Aydemir (Tanbur & Lavta), Hamdi Atakay (Perküsyon) ve Bora Uymaz (Şan & Nazariyat)’ın aralarında bulunduğu kamp eğitimcilerine kanunuyla eşlik eden Baktagir, dünyanın değişik ülkelerinden gelen katılımcılar da sahne almış oldu. Dünya üzerindeki değişik din, dil ve ırktan insanın, Klasik Türk Müziği paydası ve sevdasında buluştuğu konser dinleyici tarafından tam not aldı.

Popularity: 7% [?]

20090824-31141Kırklareli, Aşağıpınar mevkisinde Neolotik döneme ait arkeolojik kazılarda figürinler, boncuklar, yassı baltalar, kemikten yapılmış mühür, kilden yapılmış sapan taneleri, öğütme taşları, çanak, çömlekler bulundu.

Istanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Prehistorik Bölümü Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Özdoğan başkanlığında, 1993 yılından bu yana aralıklarla devam eden arkeolojik kazıların bu yılki çalışmalarına, İstanbul Üniversitesinden araştırma görevlileri ve öğrenciler ile Kırklareli’nden 65 genç katılıyor.

Bir süre önce başlayan kazılarda, figürinler, boncuklar, yassı baltalar, kemikten yapılmış mühür, kilden yapılmış sapan taneleri, öğütme taşları, çanak, çömlek çıktı.

Çalışmalara 10 yıldır katılan araştırmacıların bulunduğunu, tüm ekibin özveri ile Kırklareli’nin 7 bin yıllık tarihini ortaya çıkarmaya çalıştığını ifade eden Özdoğan, kazının 3 yıl daha devam edeceğini bildirdi.

-KIRKLARELI AVRUPA KÜLTÜR BÖLGESINDE GEÇIŞ NOKTASI-

Anadolu kültür bölgesi ile Avrupa kültür bölgesinde, Kırklareli’nin bir geçiş ve bağlantı noktası olduğunu vurgulayan Özdoğan, asıl amaçlarının, ”iki bölge arasındaki ilişkileri anlamak ve bunları uygarlık tarihine katmak” olduğunu söyledi.

Kazı çalışmaları hakkında da bilgi veren Özdoğan, şöyle devam etti:

“’Kazı çalışmalarına 16 yıl önce Aşağıpınar ve Kanlıgeçit’te başladık. O günden beri çalışmalarımız devam ediyor. Çok değişik dönemlere ait kalıntıları ortaya çıkarıyoruz. Bu yılki çalışmalarımız eylül ayının sonuna kadar devam edecek. Çalışmalarımızla bir yandan kültür sektörü projesini ayakta tutmaya çalışıyoruz, bir yandan da belgeleme çalışmalarını, yani köy mimarilerini, sivil mimariyi bölgenin jeolojik durumunu belgelemeye çalışıyoruz.

Kazıların sonucunda, burada ne gibi bir süreç yaşandı. Köylünün, çiftçinin yaşamı, iklimi, buradaki ilk yerleşim nasıldı, ne gibi teknolojiler vardı? Yani tarım, çiftçi, köy yaşantısını, bitki kalıntılarını gün yüzüne çıkarmaya çalışıyoruz. Burada uzun süren bir yaşantı var. Bu nasıl bir yaşam, doğal çevre nasıl, iklim nasıl, buradaki ilk yerleşim nasıl oluştu, hangi bölgelerle iletişim içindeydi, ne gibi teknolojiler vardı, bunları da öğrenmeye çalışıyoruz. Son bulunan eserler bizleri sevindirdi.”

SAMANLIKTA KÖY MÜZESI-

Kazılarda, bugüne kadar elde edilen eserlerin bir kısmının Kırklareli Müzesinde sergilendiğini ifade eden Özdoğan, bu eserlerin fotoğrafları ve kazı planları ile kazı alanındaki Neolotik döneme ait ev ve yaşam tarzının maketlerinin kazı alanı yakınında kurulan iki samanlıkta sergilendiğini bildirdi.

Özdoğan, samanlık müze ile ilgili de şunları söyledi:

”Kazı alanından çıkardığımız eserleri, bu iki samanlıkta halka sergiliyor ve halkın anlayabileceği şekilde gösteriyoruz. Burada, ahşap yapıların tarihi dokusu ve içerisinde nasıl yaşandığını anlatmaya çalıştık. Bu sergide yaklaşımımız, halkın anlayabileceği tarzdan, bilimsel terminoloji kullanmadan Kırklareli’nin geçmişini, uygarlık tarihine katkısını ve ilk yaşamın nasıl olduğunu göstermek.”

Her iki samanlıkta açtığı sergiye bir tür ‘köy müzesi’ adını veren ve bunun yurt dışında örneklerinin bulunduğunu ifade eden Özdoğan, Ahmetçe köyünde de büyük bir araştırma merkezi kurduklarını kaydetti.

Popularity: 24% [?]

Kırklareli’ne daha elverişli bir müze şart

Posted by zdinckol On Ağustos - 21 - 2009

20090821-35116İlimizde Cumhuriyetin ilk yıllarında Belediye Başkanlığı binası olarak hizmet veren 1894 yapımı tarihi Kırklareli Müzesi’nde kayıtlı 5 bin 337 tarihi eser bulunmasına rağmen, binanın yetersizliği nedeniyle bunlardan ancak 605′i sergilenebiliyor.

Yetkililer yaptıkları açıklamada, Kırklareli’ne yeterli bir müze binası yapılmasının şart olduğunu söylediler.

Müzede sergilenenlerin, arkeolojik, etnografik ve sikkelerle benzeri eserlerden oluştuğunu ifade eden yetkililer, müzede halen kayıtlı bulunan 2 bin 525 sikkeden 72’sinin, 2 bin 157 olan arkeolojik eserden 323′ünün ve 655 olan etnografik eserden de ancak 210′unun teşhir edilebildiğini kaydettiler. Diğerleri ise depoda bekletiliyor.

Müzede yer alan eserlerin çoğu, Kırklareli ve çevre ilçelerdeki kazılardan elde edilmiş ve hemen hepsi nadir eserler arasında yer alıyor.

Müzemizdeki eserlerin önemli bölümü Neolotik, Kalkolotik, Prehistorik döneme ait. Dolayısıyla bunların tarihi M.Ö. 5 bin 800 ile 6 bin 800′e kadar inebiliyor. Bu dönemde demir, bakır, seramik ve cam gibi materyaller kullanılmıyordu. Insanlar o dönemde henüz madenle tanışmadığı için eserler, toprak, taş, kemik ve ağaçtan oluşuyor.

Müzemizde ayrıca, Roma dönemine ait çok değerli mermer heykel, sütun ve lahitler var. Bunlar da genellikle M.S II. yüzyıla ait eserler. Roma dönemi öncesine ve sonrasına ait eserler bakımından Vize ilçesi oldukça zengin. Çünkü Vize, Traklara başkentlik yapmış bir yerleşim birimi. Trakya’da başkentlik yapan iki önemli şehir var. Bunlardan ilki Vize diğeri de Osmanlı’nın başkenti olan Edirne.

Kırklareli müzesinde ilgi çeken bir başka eser de Pınarhisar ilçesine bağlı Poyralı köyünde, bir çiftçinin tarlasında çift sürerken bulduğu erzak küpü. Bunun yanında Müzemizde; Kırklareli’nin düşman işgalinden kurtuluşunda önemli görevler üstlenen bazı komutanların özel silah ve eşyaları da sergileniyor.

Popularity: 14% [?]

Tehlike çanları Dupnisa için çalıyor

Posted by zdinckol On Ağustos - 20 - 2009

20090820-31744İlimiz Demirköy İlçesi Sarpdere Köyü’ne 5 kilometrelik mesafede yer alan Dupnisa Mağarası’nda yapılan sosyal tesis çalışmaları, mağaranın doğallığına gölge düşürüyor. Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından turizme açıldığı ilk dönemlerde “Doğal Sit Alanı” ilan edilen Dupnisa Mağarası’nda, son aylarda yapılan turizm alt yapı çalışmalarının belirtilen kıstaslara ters olarak sürmesi, ziyaretçilerin tepkisine çoktan yol açmış durumda. 11 Haziran 2009 Perşembe günü yapılan ihale ile mağara çevresindeki 22 Bin Metrekarelik alan sosyal tesis hizmetlerinde kullanılmak üzere yıllığı 6 Bin Türk Lirası’ndan 5 yıllığına Pınarhisarlı Hotel İşletmecisi Ziyaettin Yörkçüoğlu’ya verildiği biliniyor.

İhale kuralları çiğnendi

Fakat her nedense Yörükçüoğlu, ihaleyi kazandıktan kısa bir süre sonra yaptığı açıklamada, yapacakları sosyal tesislerde sadece prefabrik yapıya yer vereceklerini ve doğaya hiç bir şekilde zarar vermeyeceklerini belirtmesine rağmen, tamamen beton ve tuğladan yaptığı ilk sosyal tesis olan büfe ve dinlenme salonu ile ihalede yer alan maddeyi çiğnemiş oldu. Dupnisa Mağarası’nın hemen yanı başına ihale sözleşmesine uygun olmayan ve hiç bir peyzaj özelliği taşımaması sebebi ile “Ahıl”a benzetilen bu “Çirkin Yapı” mağarayı ziyarete gelenlerle birlikte, sivil toplum kuruluşları, Üniversite öğretim üyeleri, doğaseverler ve müdavimler tarafından hiç hoş karşılanmazken, Il Özel Idaresi’nin ihaleye verdiği alan adeta bir “doğa katliamı”na sahne oluyor.

Prefabrik yapı nerede?

Dupnisa Mağarası ihalesini kazandıktan sonra Ziyaettin Yörükçüoğlu yaptığı konuşmasında şunları kaydetmişti; ”Doğayı bozmadan şartnamedeki şartlara uygun olarak çalışma yapacağız. Amacımız bu sayede Dupnisa Mağarası’nı turizme kazandırmaktır. Çalışmalarımıza en kısa zamanda başlayacağız.” Ihale kurallarında yer alan bir çok maddeden birisi olan Prefabrik(taşınabilir) yapıya sadece izin verilmesi ve kesinlikle betonarme bir yapılanmaya gidilmemesi ibarelerini yıkan bu yapı, Dupnisa’nın makus kaderine de kara bir leke olarak düştü.

Mağara’nın ihalesini aldıktan sonra araç park edilen yerler ücretli otoparka dönerken, ihale öncesi mağaradaki tek sosyal tesis olan tuvaletler ise hiç bir ıslah çalışması yapılmadan yine ihaleyi alan kişiler tarafından ücretli hale getirildi. Ücretli hale getirilen tuvaletlerde de diğer betonarme yapı gibi başıboşluk mevcut. Bu doğrultuda tuvaletlerin rutin aralıklarla temizlenmesi gerekmesine rağmen, akşamdan akşama temizlenmesi hijyensiz bir ortam yaratırken, ziyaretçilerin uygunsuz ortamda para ödeyerek ihtiyaçlarını gidermesi ise bir diğer tepki konusu.

Bunlarla birlikte Sarpdere Köyü ile Dupnisa Mağarası arasındaki 5 kilometrelik stabilize yolun asfaltlanmaması, mağarayı ziyarete gelen yerli ve yabancı turistlerin toz- toprak arasında yol almasına neden oluyor. Trakya’nın turizme açılan ilk ve tek mağarasındaki çalışmalar, ileri gideceğine geri gidiyor. Bu gidişatla Dupnisa Mağarası’nın doğal güzelliğinin ve cazibesinin 3- 5 yıl içerisinde yok olmasından korkuluyor. Dupnisa Mağarası çevresinde hiç gerek yokken betonlaşmaya gidilmesinin, Sivil Toplum kuruluşlarını harekete geçirdiği ve konunun yargıya taşınacağı en çok bilinen söylentiler arasında.

Popularity: 18% [?]

Aya Nikola Manastırı ziyaretçi akınına uğruyor

Posted by zdinckol On Ağustos - 10 - 2009

20090810-20740Vize ilçesinde bağlı Kıyıköy Beldesindeki Aya Nikola Manastırı büyük bir ziyaretçi akınına uğruyor. Özellikle yaz mevsimi olması nedeniyle bölgedeki tatilciler tarafından dikkat çeken ve merak edilen Aya Nikola manastırı gün içerisinde çok sayıda ziyaretçiyi ağırlıyor. Özellikle hafta sonları yoğun bir şekilde ziyaret edilen Aya Nikola Manastırının yaz mevsimi sonuna kadar aynı ilgiyi görmesi bekleniyor.

Aya Nikola Manastırı

Kıyıköy’de yerleşim antik çağlarda başlamış.  6. yüzyilda (MS 527 – 565)  Jüstinyen döneminde yapılan Aya Nikola, kaya manastırlarının en iyi örneklerinden biridir.  19. yüzyılda önüne ahşap bir mekan ilave edilmiş olmasına rağmen bu bölümden günümüze herhangi bir kalıntı ulaşmamıştır.  Kayalara oyulmak sureti ile oluşturulan manastırın zemin katı kilise,  daha aşağıda bulunan bodrum katı ise ayazmadır.  Ayrıca keşişlerin dinlenme ve ihtiyaç hücreleri de mevcuttur.

Popularity: 8% [?]

Burhan Öçal; “Kırklareli’ne gömülmek isterim”

Posted by zdinckol On Ağustos - 3 - 2009

20090803-33413Kırklareli doğumlu, ünlü perküsyon sanatçısı Burhan Öçal ile yapılan bir röportajda, sanatçı Kırklareli ile ilgili olarak samimi açıklamalarda bulundu.

Öçal, “Evlenseniz, düğününüzü Kırklareli düğünü gibi mi yapardınız?” sorusuna; “Sade bir nikâh isterim, Çırağan Sarayı’nda düğün yapmam. Ama çocuğum olursa onun düğününde Trakya’nın bütün davulları, zurnaları vuracak. Bir telefona bakar.

Kimisi şefimiz, kimisi babamız, kimisi baromuz der bana. Normal hayatta her şeye riayet ederim, vergimi verir, kırmızı ışıkta dururum. Ama müzikte Romanlarla manyak şeyler yaparım. Konforlu bir düzen içinde yapılan müzikler beni tatmin etmez.” diye cevap verdi.

“Bu yoğun gürültüde ruh dinginliğiniz ne alemde?” sorusuna ise sanatçı; “Insanların debdebeli hayatından uzak yaşıyorum. Kırklareli’ndeki köy evime kaçıyorum.” dedi.

Öçal, “Kırklareli’ne ne verdiniz?” sorusuna da; “Aşkımı veriyorum. Her fırsatta bunu söylüyorum. Annemin, babamın mezarı orada. Dünyanın en sevdiğim toprağı. Oraya gömülmek isterim.” şeklinde cevap verdi.

Öcal ayrıca röportajda; “Cebimde param var ama dışarıdan pek yiyemiyorum.

Arabalarım var binemiyor, evlerim var oturamıyorum, birçok ülkede vatandaşlıklarım var ama geziyorum.

Beynim göçebe. Ticari müzik yapmıyorum. Trakyalı bir Türk’üm.” şeklinde samimi bir yorum da yapıyor.

Popularity: 7% [?]

Trakya’nın interaktif gezi rehberi

Posted by zdinckol On Temmuz - 29 - 2009

9 (Small)Tarihi, turistik ve doğal güzellikleri ile dikkat çeken güzel bölgemiz Trakya, tanıtım bakımından yıllardır çok büyük eksiklikler yaşıyor. Birçok güzelliği bünyesinde barındırmasına rağmen Ege ve Akdeniz’in arka bahçesi konumunda olan Trakya, amatör ruhlu olarak tanımlanan bir biçimde yıllardır sivil toplum kuruluşları tarafından tanıtılmaya mahkum edilmiş durumda. Fakat son aylarda ilimizin de içinde bulunuğu Trakya bölgesini bir çatı altında toplayarak Edirne, Tekirdağ, Kırklareli ve Çanakkale’nin dolaylı olarak tanıtıldığı www.trakyagezi.com adlı internet sitesi Trakya hakkında bilmek istediğimiz herşeyi bilgisayarımızın monitörüne kadar getiriyor.
Ilimiz Pınarhisar Ilçesine bağlı Islambeyli Köyü doğumlu olan ve şu anda Çorlu’da özel bir firmada çalışan Dinçer Alabaşoğlu, gönüllü olarak hazırladığı web sitesi ile bizlere bambaşka bir Trakya’dan bahsediyor. www.trakyagezi.com sitesindeki; Şehir Rehberi, Yol hikayeleri, Lezzet Durakları, Trakya Mutfağı, Portreler ve Trakya Kadraj ana başlıklarının içerisine her türlü döküman ve fotoğrafı sığdıran Alabaşoğlu, hazırladığı bu güzel sitesi ile beğeni topluyor. Şehir Rehberi bağlantısı ile Trakya’nın tüm illerine ulaşırken o iller hakkında istediğimiz tüm bilgilere ulaşabiliyoruz. Onunla da kalmayan bu bölüm bu illerin gezilmesi ve görülmesi gereken tarihi, turistik ve otantik yerleşimlerini tüm ayrıntılarıyla önümüze sunuyor.
A’dan Z’ye Trakya rehberi
Sitenin “Yol Hikayeleri” ana başlığında doğa sporları kulüpleri tarafından yapılmış olan etkinliklerden yapılan gezi ile derin bilgiler yer alıyor. Bir diğer bağlantı olan “Lezzet Durakları” bölümünde Trakya’daki en güzel ve en otantik restoran, lokanta ve kahvehaneler site müdavimlerinin beğenisine sunuluyor.
Trakya’da yeniden bir çığır açacak kadar iddaalı olan www.trakyagezi.com, “Trakya Mutfağı” bağlantısında ise Trakya’da belki de asırlardır yapılan otantik ve leziz yemeklerinin tariflerini vererek, mutfaktaki lezzet anlayışına yeni bir boyut kazandırıyor. Trakya’yı en güzel ve en hızlı şekilde anlatan web sitesinin bir diğer ana başlığı ise “Portreler”; Bu bölümde Trakya’da yaptıkları çalışmalar ile takdir toplamış, insanlar yer alıyor.
Adeta bir Trakya bilgi bankasını anımsatan sitenin, sürprizleri bununla da bitmiyor. Trakya’da özellikle Kırklareli’de bu zamana kadar amatör- profesyonel fotoğraf sanatçıları tarafından çekilmiş, birbirinden güzel yüzlerce fotoğrafın yer aldığı site, Trakya’nın en güzel karelerini bizlerle buluşturuyor.
Trakya’daki şehirler hakkında A’dan Z’ye tüm bilgilerin yer aldığı ve en güzel bir şekilde tanıtıldığı www.trakyagezi.com adresinde bambaşka bir Trakya bizleri karşılıyor. Trakya’da yaşayan birisinin bile güzel bölgemizi yeniden keşfedeceğine teminat verdiğimiz www.trakyagezi.com, sizlere bir internet bağlantısı kadar yakın.

Popularity: 12% [?]

Keşfedilmemiş güzellik, Beğendik

Posted by zdinckol On Temmuz - 24 - 2009

20090721-34742İlimiz Demirköy İlçesine bağlı Iğneada Beldesi’ne 14 kilometre uzaklıkta bulunan Beğendik Köyü, Karadeniz’in en batısı olarak bilinir. Eski adı Ayestafanos olan Beğendik, Karadeniz’e kıyısı olması sebebi ile Iğneada’ya önemli bir alternatifler arasında yer alıyor.

Ince kumu, berrak zümrüt ışıltılı suları ile Kayalarbaşı Sahili’nin yer aldığı Beğendik, keşfedilmeyi bekleyen bir vaha görünümü çiziyor. Bulgaristan sınırına en yakın yerleşim olan ve köylülerin geçiminin büyük bir bölümünün orman envallerinden ve balıkçılıktan karşıladığı Beğendik, doğal güzellikleri ve turistik yapısı ile dikkat çekiyor.

Kayalarbaşı Sahili’nden Bulgaristan’ın Rezovo Köyü’nün göründüğü Beğendik’te denize girmek için çok sayıda nedeniniz bulunuyor.

Geçtiğimiz yerel seçimlerde muhtar seçilen Zeki Ercan ise, köyün doğal güzellikleri ile turizm potansiyelinin harmanlanması ile turizm cenneti olmasından kesinlikle emin olduğunu belirtiyor.

Özellikle yaz aylarında keşfedenlerin meskeni haline gelen bu şirin sınır köyümüz, denizi, doğası ve sıcakkanlı insanları ile Trakya’daki turizm cennetlerine yeni bir alternatif olarak yerini almış durumda. Köyün isminin nereden geldiğini merak edenler içinse, epey gurur verici bir tablo bizleri karşılıyor.

Kimilerine göre Atatürk, kimilerine göre Ismet Paşa, hatta darbe paşalarının adının geçtiği bile iddaa edilir. Hemen kumsalın bitişinde, Rezve Deresi’nin karşı tarafındaki tepede kurulu olan, Bulgaristan’a ait bakımlı Rezova Köyü’nü görünce bu durumdan rahatsız olur. Çünkü şimdiki yerine göre daha aşağıda kurulu olan köy yıkık dökük, perişanlıktır. Köyün Bulgaristan’ı gören tepeye taşınıp, imrenilesi bir köy haline getirilmesini emreder. Seneler sonra sınır karakolunu ziyarete geldiği bir gün, köyü de ziyaret eden paşaya muhtar kendini tutamayarak sorar : – Beğendiniz mi Paşam ? Paşanın cevabı köyün şimdiki adının da kaynağıdır. – Pek ala ! Beğendik, Beğendik…

Köyün ismini böylelikle aldığı, köyün söylencelerle şekillenen tarihinde yerini alır. Doğal ve turistik güzelliklerinin yanı sıra tarihi ile de dikkat çeken sınır köyümüz, son yıllarda Iğneada’daki kalabalıktan sıkılanlar içinse bir sığınak görevi görüyor. Iğneada’dan güzel bir ormanlık arasındaki yoldan ulaşılan Beğendik’in önümüzdeki yıllarda gerekli alt yapı ve yatırımların yapılması ile bir turizm cenneti olması hiçten bile değil.

Popularity: 10% [?]

Müzemizin ücretsiz gezilebileceğini biliyor musunuz?

Posted by zdinckol On Temmuz - 24 - 2009

20090721-34248Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müze ve ören yerleri 15 Temmuz 2009 tarihinden itibaren ücretsiz hale getirildi. 45 ilde 83 müze ve ören yerlerinde yapılan bu uygulama sayesinde herkes müzeleri ücretsiz olarak gezme imkânı bulacak. Kırklareli Müzesi de bu uygulama kapsamında yer alıyor. Kırklarelili vatandaşlar artık Kırklareli Müzesine gelerek hiç bir ücret ödemeden müzenin her bölümünü rahatça gezebilecekler.

Ancak yapılan uygulamadan bugüne 7 gün geçmesine rağmen müzemizin Kırklarelili vatandaşlardan fazla bir rağbet görmeyişi, oldukça dikkat çekiyor. Müze yetkilileri “Kırklareli Müzesi ve diğer illerde bulunan uygulama kapsamında ki tüm müzeler ücretsiz olarak vatandaşların gezip görmesi amaçlı bir hale getirildi. Az gelir elde edilen bu müzelerin ücretsiz hale getirilmesi müzeleri gezemeyen vatandaşlar için büyük bir fırsat oldu.” diyerek tüm Kırklarelili vatandaşları müzemizi gezmeye davet ediyor.

Esas amacı çevresinde geç kalmış olan tarihi araştırmalara merkez olmak, çeşitli bilimsel kuruluşlara yardım ve öncülük etmek olan Kırklareli Müzesi’nde 2008 sonu itibariyle 655 etnografik, 2157 arkeolojik ve 2525 adet de sikke olmak üzere toplam 5337 adet kayıtlı eser mevcuttur. Vitrinlerde ve bahçede olmak üzere 323 adet arkeolojik, 210 adet etnografik ve 72 adet sikke olmak üzere toplam 605 adet eser sergilenmekte olup geriye kalan 4732 adet eser depoda muhafaza edilmektedir. Müzeye eser akışı ayrıca devam etmektedir. Bu eserler tarihi seyir itibariyle Prehistorik dönemden Cumhuriyet dönemine kadar oluşan bir zaman dilimini içermektedir.

Yine Müze Müdürlüğünün asli görevi olarak yerine getirilen doğal ve kültürel gayrimenkul tescilleri de dikkat çekici çokluktadır. Bu amaçla ilimizde 111 arkeolojik, 3 kentsel, 14 doğal sit ve 4 adet tarihi sit olmak üzere toplam 132 adet sit alanı bulunmaktadır. Yine Müdürlüğümüz envanterine kayıtlı tescilli 11 askeri yapı, 86 dinsel ve kültürel yapı, 34 idari yapı, 120 sivil mimarlık örneği yapı, 2 endüstriyel yapı ile 5 adet doğal anıt ağaç bulunmaktadır.

Müze Müdürlüğü’nce ilmi kazı çalışmaları da yapılmakta olup, Istanbul ve Boğaziçi, ITÜ Üniversiteleri ve Trakya Üniversitesi ile de müşterek çalışmalar bulunmaktadır.

Müze 2008 yılı içerisinde 738 yerli ücretli, 12993 yerli ücretsiz, 64 yabancı ücretli, 90 yabancı ücretsiz olmak üzere toplam 13885 kişi tarafından gezilmiş ve 1.894,00.- TL gelir elde edilmiştir.

Kırklareli Müzesinde halen 2 Arkeolog, 2 Sanat Tarihçisi, 3 kadrolu Bekçi, 3 özel Güvenlik Görevlisi, l adet kadrolu işçi ve 1 adet şirket elemanı temizlik görevlisi olmak üzere

8 adet erkek 4 bayan toplamda 12 personel görev yapmaktadır.

Müzenin halen eksikliği Önemle hissedilen konularından birisi gelen görevlendirmelerin yüzde seksen beşinin arazi işleri olmasına, sorumluluk alanlarımızda bulunan sit alanlarının ve taşınmaz kültür varlıklarının büyük bölümünün kayıtsız olmasına rağmen bir taşıt aracının olmaması ile Müze Binasının eser sergileme ve depolama açısından çok yetersiz bulunmasıdır.

Popularity: 7% [?]