Her sokağında en az bir tane başıboş köpeğin bulunduğu bir şehirde yaşamak ne kadar da sıkıntı verici. Sokaklarımızı mesken tutan bu sahipsiz hayvanların içler acısı halleri kadar insanlarımızın sokakta yürürken onların rahatsız edici havlamalarına ve ısırılma tehlikesine maruz kalmaları da şehrimize hiç yakışmıyor. Hiçbir medeni ülkede olmayan ‘sokak köpeği’ kavramı maalesef ülkemiz ve özellikle Kırklarelimiz için büyük bir sorun yaratıyor.
Sokakların köpeklerin işgali altında olduğu şehrimizde bilhassa köpek korkusu olanların sokakta hatta ana caddelerde bile rahatça yürümeleri mümkün değil. Akşam saatlerinde sokağa çıkmak ise çoğu kez en az beşerli gruplar halinde gezen ve adeta birer çete oluşturan köpekler yüzünden hemen herkes için hayli rahatsız edici. Bu köpeklerin sabaha dek hem birbirlerine hem yoldan geçenlere havlayarak insana uykusunu zehir etmesi de ayrı bir mevzu. Ya bu hayvanların sokaklara mahkum edildikleri için karınlarını doyurmak amacıyla çöpleri karıştırıp, tüm sokağı çöplüğe çevirmelerine ne demeli?
Taşıt gürültüsünün ve genel anlamda gürültü kirliliğinin fazla olmadığı bir şehirde yaşıyoruz ve sessizliğe alışkınız. Fakat bu sessizlik içerisinde köpeklerin gürültüsü ciddi baş ağrısı yaratıyor. Özellikle dışarıdaki seslerin pek duyulmadığı yüksek apartman dairelerinde değil de az katlı binalarda ve müstakil evlerde oturanların gecenin köründeki köpek sesleri yüzünden rahat bir uyku çekmeleri imkansız. Sabah evlerinden dışarı adım attıkları anda ayakkabılarının köpek dışkısıyla kirlendiğini görmek de insanlarımızın kaderi olmuş.
Bugün ilimizdeki köpek barınağı aşı yapma, kısırlaştırma ve sokağa salıverme merkezi durumunda. Halbuki sokak köpeklerinin aynen uygar ülkelerdeki gibi tek tek toplanmaları ve ecelleriyle ölene dek uygun alanlarda tutulmaları gerek. Bazı belediyelerin yaptığı gibi bu hayvanları çeşitli yollarla öldürmek asla bir çözüm değil. Bu vicdana sığmaz ve insanın böyle bir yola başvurma hakkı da yoktur. Öte yandan hayvan haklarını insan haklarından üstün tutarak bu köpeklerin insanlara ve şehir hayatına verdikleri zararları görmezden gelip, sokaklarda yaşamaya devam etmelerini savunmak da doğru değil. Sonuçta hem çok kötü şartlarda yaşayan sokak köpeklerinin hem de bizlerin bu çileden kurtulması için gereken önlemlerin acilen alınması gerekiyor.
Popularity: 14% [?]

Okuma yazma oranının ve öğrenim seviyesinin yüksekliği ile övündüğümüz bir ilde yaşıyoruz. Peki bu eğitimli insanlar topluluğunun üyeleri arasında medeniyetin baş göstergelerinden olan çevre temizliğini umursamayanların sayısı neden bu kadar çok? Caddelerde, sokaklarda kaldırım kenarları çöp içerisinde. Yerlere tüküren tükürene. Bu durum, çevreye olan duyarlılığın okulda kazanılamadığına işaret ediyor olsa gerek.
Yaklaşık iki aydır ülkemizdeki kamuya açık tüm kapalı mekanlarda sigara içme yasağı uygulanmakta. Bu yasak, sigara bağımlılarını ne kadar mutsuz ettiyse sigara dumanına maruz kalmaktan kurtulanları da bir o kadar sevindirdi. Peki bu yasak, ciğerlerini temiz tutmayı tercih edenleri pasif içicilikten kurtarmak için yeterli mi? Ne yazık ki hayır. Yasaktan ötürü kapalı yerde sigara içemeyenler, açık havada da olsa sigara kullanmayanlara saygı göstermedikçe duman solumaktan kurtulmak mümkün olmayacak.
‘‘Demiryolu bir memleketin toptan, tüfekten daha mühim bir silahıdır.’’ Bu söz tüm Kırklarelililerin zihinlerinin bir köşesinde yazılıdır. Çünkü ilimizdeki tren istasyonunun hemen yanındaki Atatürk büstünün kaidesinde Mustafa Kemal’in bu vecizesi yer alır. İstasyon binasının yanından hiç geçmemiş ve atasının büstüne hiç dikkat etmemiş bir Kırklarelili olamayacağından bu sözü hepimiz en az bir defa okumuşuzdur. Fakat ne yazık ki garlarına yıllardır tren uğramayan (birkaç özel durum hariç) Kırklarelililer için ‘tren’ ve ‘demiryolu’ kavramlarının içi boştur.