Kırklareli Haberleri için yeni adresiniz! – www.40lareli.com

Kırklareli Haberleri için yeni adresiniz!

Archive for the ‘Bahar Gültekin’ Category

Köpeklerin Yaşam Alanı Sokaklar Değildir

Posted by bahar On Aralık - 14 - 2009

Sokak KöpekleriHer sokağında en az bir tane başıboş köpeğin bulunduğu bir şehirde yaşamak ne kadar da sıkıntı verici. Sokaklarımızı mesken tutan bu sahipsiz hayvanların içler acısı halleri kadar insanlarımızın sokakta yürürken onların rahatsız edici havlamalarına ve ısırılma tehlikesine maruz kalmaları da şehrimize hiç yakışmıyor. Hiçbir medeni ülkede olmayan ‘sokak köpeği’ kavramı maalesef ülkemiz ve özellikle Kırklarelimiz için büyük bir sorun yaratıyor.

Sokakların köpeklerin işgali altında olduğu şehrimizde bilhassa köpek korkusu olanların sokakta hatta ana caddelerde bile rahatça yürümeleri mümkün değil. Akşam saatlerinde sokağa çıkmak ise çoğu kez en az beşerli gruplar halinde gezen ve adeta birer çete oluşturan köpekler yüzünden hemen herkes için hayli rahatsız edici. Bu köpeklerin sabaha dek hem birbirlerine hem yoldan geçenlere havlayarak insana uykusunu zehir etmesi de ayrı bir mevzu. Ya bu hayvanların sokaklara mahkum edildikleri için karınlarını doyurmak amacıyla çöpleri karıştırıp, tüm sokağı çöplüğe çevirmelerine ne demeli?

Taşıt gürültüsünün ve genel anlamda gürültü kirliliğinin fazla olmadığı bir şehirde yaşıyoruz ve sessizliğe alışkınız. Fakat bu sessizlik içerisinde köpeklerin gürültüsü ciddi baş ağrısı yaratıyor. Özellikle dışarıdaki seslerin pek duyulmadığı yüksek apartman dairelerinde değil de az katlı binalarda ve müstakil evlerde oturanların gecenin köründeki köpek sesleri yüzünden rahat bir uyku çekmeleri imkansız. Sabah evlerinden dışarı adım attıkları anda ayakkabılarının köpek dışkısıyla kirlendiğini görmek de insanlarımızın kaderi olmuş.

Bugün ilimizdeki köpek barınağı aşı yapma, kısırlaştırma ve sokağa salıverme merkezi durumunda. Halbuki sokak köpeklerinin aynen uygar ülkelerdeki gibi tek tek toplanmaları ve ecelleriyle ölene dek uygun alanlarda tutulmaları gerek. Bazı belediyelerin yaptığı gibi bu hayvanları çeşitli yollarla öldürmek asla bir çözüm değil. Bu vicdana sığmaz ve insanın böyle bir yola başvurma hakkı da yoktur. Öte yandan hayvan haklarını insan haklarından üstün tutarak bu köpeklerin insanlara ve şehir hayatına verdikleri zararları görmezden gelip, sokaklarda yaşamaya devam etmelerini savunmak da doğru değil. Sonuçta hem çok kötü şartlarda yaşayan sokak köpeklerinin hem de bizlerin bu çileden kurtulması için gereken önlemlerin acilen alınması gerekiyor.

Popularity: 14% [?]

Çevre Bilincinden Yoksun Nesiller

Posted by bahar On Ekim - 26 - 2009

Çöpler YerdeOkuma yazma oranının ve öğrenim seviyesinin yüksekliği ile övündüğümüz bir ilde yaşıyoruz. Peki bu eğitimli insanlar topluluğunun üyeleri arasında medeniyetin baş göstergelerinden olan çevre temizliğini umursamayanların sayısı neden bu kadar çok? Caddelerde, sokaklarda kaldırım kenarları çöp içerisinde. Yerlere tüküren tükürene. Bu durum, çevreye olan duyarlılığın okulda kazanılamadığına işaret ediyor olsa gerek.

Kırklareli’de çevre bilinci konusundaki eksikliğin tek sorumlusu okullarımız mıdır? Elbette hayır. Bu konudaki en önemli sorumluların anne babalar olduğunu itiraf etmeliyiz. Beni bu itirafa önceki gün yarım saat ara ile şahit olduğum iki olay sevk etti aslında. İlköğretim çağına yeni girmiş olduğunu tahmin ettiğim bir kızla annesiydi ilk olayın özneleri. Annesinin yanında yürümekte olan küçük kız, yalnızca birkaç metre ileride kocaman bir çöp konteynırı olmasına rağmen elindeki meyve suyu kutusunu kaldırıma fırlatıverdi. Ben, olaya şahit olan annesinden bir tepki beklerken bu genç kadın da avcunun içindeki kağıt mendili caddenin ortasına bırakmaz mı! Şu halde armut dibine düşmeyecek de ne olacak?

Çevre düşmanı anne kızı gördükten yaklaşık yarım saat sonra şehrimizin simgesi olan İstasyon Caddesi’nde ilerlediğim sırada bu kez üniversite çağındaki iki delikanlı arasındaki çevre tartışmasına şahitlik ettim. Bu gençlerden biri yediği cipslerin paketini yolun orta yerine atınca yanındaki arkadaşı kendisine ‘Sen ne biçim adamsın ya’ diyerek yerdeki paketi alıp hemen oracıktaki çöp kutusuna bıraktı. Çöpü yere atanın tepkisi ne olsa beğenirsiniz? Kendisi, utanmak bir yana çöpü yerden alan arkadaşına sert biçimde çıkışıp, ‘Başımıza çevreci kesildin. Niye dönüp alıyorsun benim attığım şeyi. Uyuz musun nesin?’ deyiverdi. Şimdi bu iki genç muhtemelen okulda aynı sıraları paylaşıp, aynı öğretmenlerin elinden geçti. Bu durumda aralarındaki anlayış farkının tek sebebi ailelerinden aldıkları terbiye değil de nedir?

Çocuklarına çevre bilinci aşılamaktan aciz ebeveynlerin dünyamıza ve topluma verdikleri zararı düşündükçe, bu tür insanların bir Avrupa şehri olan güzel Kırklarelimizde de yaşıyor olmalarından utanç duyuyorum. Bu utancı paylaşan duyarlı hemşerilerimden de yere çöp atan atan herkesi, özellikle de ailesinden gerekli eğitimi almamış küçük çocukları uygun bir dille uyarmalarını rica ediyorum. Unutmayalım ki ‘Çocuktur yapar’ diyerek geçiştirmek, çevre bilincinden yoksun nesillerin yetişmesinde vebal sahibi olmak anlamına gelecektir.

Popularity: 6% [?]

Dumansız Hava İçin Sigara Yasağı Yeterli Mi?

Posted by bahar On Ekim - 22 - 2009

Sigara DumanıYaklaşık iki aydır ülkemizdeki kamuya açık tüm kapalı mekanlarda sigara içme yasağı uygulanmakta. Bu yasak, sigara bağımlılarını ne kadar mutsuz ettiyse sigara dumanına maruz kalmaktan kurtulanları da bir o kadar sevindirdi. Peki bu yasak, ciğerlerini temiz tutmayı tercih edenleri pasif içicilikten kurtarmak için yeterli mi? Ne yazık ki hayır. Yasaktan ötürü kapalı yerde sigara içemeyenler, açık havada da olsa sigara kullanmayanlara saygı göstermedikçe duman solumaktan kurtulmak mümkün olmayacak.

Sigara dumanından uzak kalmanın bir hak olduğunu söylediğinizde, sigara müptelalarından bu maddeyi kullanmanın da aynı derecede bir hak olduğunu duyarsınız. Yüzeysel bir biçimde bakarsanız bu savunmaya hak verebilirsiniz. Halbuki bu iş öyle basit değildir. Sigara içmek yalnızca içeni etkileyen bir durum olsaydı sigara kullanmakla kullanmamak eşit derecede haklar olabilirdi. Fakat sigara içmeyenler bu tercihleri neticesinde diğer insanlara hiçbir zarar vermezken, içiciler için aynı şey geçerli değil. Sigara içen biri, çok sayıda hastalığa çıkardığı davetiye sonucunda hastaneye başvurup devletten tedavi talep ediyor. Bu durumda tedavi masrafları, sigara içmeyen fakat sağlık hizmetleri için aynı vergiyi ödeyenlerin de cebinden çıkmış oluyor. Bu bile sigara içme hakkını, bu maddenin zehrine maruz kalmama hakkıyla kıyaslamanın ne kadar anlamsız olduğunu ispatlamaya yeter.

Sigaranın bireysel bir mesele olmadığını, içen içmeyen herkesi yani tüm toplumu etkilediğini kabul etmemek için kör olmak gerekir. O nedenle şimdilik bu bağımlılığın toplumsal zararlarını bir kenara koyup, sigara içmeyen bireylerin sigaradan gördükleri zararın en aza inmesi için gösterilmesi gereken duyarlılık konusuna gelelim. Başta da belirttiğimiz gibi halka açık tüm kapalı yerlerde sigara içme yasağının gelmiş olması sigara içmeyenleri, bu bağımlılık yapıcı, zararlı maddenin dumanını solumaktan kurtarmaya yetmiyor. Sigara tiryakilerinin çoğu, sigara içmeyenlere zerre kadar saygı göstermediğinden bu kez yasaktan dolayı sadece açık havada da olsa dumanlarını diğer insanlara da solutmayı sürdürüyorlar. Yanlarında sigara içmediğini bildikleri bir insan varken elleri çakmaklarına uzananların, yaptıkları saygısızlığın bilincinde olmadıkları çok açık.

Sağlıklı bir yaşam sürme hakkını kullanmak isteyen bir insanın yanında sigara içmeme nezaketini gösteremeyecek kadar bağımlı hale gelmiş olan tiryakilere ne demeli bilmem ki. Kendinden başkasını düşünmeyen, karşısındaki insana verdiği rahatsızlığın farkında değilmiş gibi davranan bu insanların sigara kullanmayanlara saygı göstermeyi öğrenmeleri gerekiyor. Her türlü bilimsel kanıta rağmen sigaranın zararlı olmadığına inanan ilginç insanlar hariç, tüm sigara tiryakileri bu maddenin bunu içtikleri anda yanlarında bulunanlara da zarar verdiğini bilir. Öyleyse bu insanlar sigara içmeyen birinin yanındayken tütün yakmaya neden devam ederler? Bu konunun incelenmesi ve tiryakilerdeki bu tutumun değiştirilmesi için çareler aranması, sigara içme yasağı gibi bir çözümden çok daha etkili olacaktır.

Ciğerlerini temiz tutmayı isteyen bir Kırklarelili olarak, sigara bağımlısı birkaç arkadaşınızla İstasyon’daki bir çay bahçesinde oturduğunuzu düşünün. Bu arkadaşlarınızdan en azından birkaç saatlik böyle bir sohbet ortamı sırasında sigaralarına uzanmamalarını beklemek en doğal hakkınız değil midir? Siz bu beklenti içerisindeyken sigarasını yakıp dumanının tüm masayı etkisi altında bırakmasını umursamayan arkadaşınızın size verdiği değeri sorgulamaz mısınız? Kapalı bir mekandayken sizi duman altında bırakmaktan çekinmeyen arkadaşlarınızdan bahsetmiyorum bile. Hadi artık yasak var ve bu arkadaşlarınız bir kafeteryada otururken sizi zehirleyemiyorlar, peki evinize misafir olduklarında veya siz onlara misafirliğe gittiğinizde ne olacak? Aslında basit; sizi sigara dumanına maruz bırakanlara hak ettikleri tepkiyi gösterip, sağlığınızı herkesin ve her şeyin önünde tutacaksınız. Bırakın onlar bu konudaki duyarsızlıkları yüzünden vicdanlarıyla baş başa kalsınlar.

Popularity: 6% [?]

Kara Tren Gecikir, Kırklara Hiç Gelmez

Posted by bahar On Ekim - 19 - 2009

Kırklareli Garı‘‘Demiryolu bir memleketin toptan, tüfekten daha mühim bir silahıdır.’’ Bu söz tüm Kırklarelililerin zihinlerinin bir köşesinde yazılıdır. Çünkü ilimizdeki tren istasyonunun hemen yanındaki Atatürk büstünün kaidesinde Mustafa Kemal’in bu vecizesi yer alır. İstasyon binasının yanından hiç geçmemiş ve atasının büstüne hiç dikkat etmemiş bir Kırklarelili olamayacağından bu sözü hepimiz en az bir defa okumuşuzdur. Fakat ne yazık ki garlarına yıllardır tren uğramayan (birkaç özel durum hariç) Kırklarelililer için ‘tren’ ve ‘demiryolu’ kavramlarının içi boştur.

Şehirlerinde bir tren istasyonu olan Kırklareli sakinleri için ‘istasyon’ kelimesinin ifade ettiği şeyin esasen tren istasyonuna giden cadde olduğunu inkar edemeyiz. Bu kelimeyi duyduğumuzda hepimizin aklına çay bahçeleriyle ünlü bu caddemiz gelir. Tren istasyonunu kast ediyorsak, doğru anlaşılmamız için mutlaka ‘istasyon binası’ dememiz gerekir. Bunun sorumluları demiryoluna ideolojik anlamlar yükleyip, ondan korkan ve bu en keyifli ve ekonomik ulaşım türüne düşmanlık besleyenlerdir. Bu zihniyete sahip yöneticiler Mustafa Kemal’in memleketimizi demir ağlarla örme arzusuna inat yarım asırdır demiryollarını paslanmaya terk etmişlerdir. Kırklareli de bu durumdan payını almış ve tren seferlerinden mahrum kalan istasyonumuz anlamını yitirmiştir.

1911 yılında Alpullu-Kırklareli demiryolu bağlantısının tamamlanmasıyla kara trenle tanışan şehrimizde insanlar 1962’ye dek diğer yerleşim yerlerine ulaşım için treni kullanmışlar. TCDD bu tarihten itibaren ilimizde yolcu taşımacılığından çekilmiş. 90’lı yıllarda dünyaya gelen Kırklarelili gençler, bugün yük trenlerini bile hatırlamazlar. Çünkü arada sırada da olsa pancar yüklü vagonlarıyla şehrimize gelen trenler de yaklaşık yirmi yıldır Kırklareli Garı’na uğramıyorlar. Halbuki trenle yolculuk yapamıyor olsak da düdük sesini duyup trenin geldiğini anlamak, babamızın elini tutup treni görmeye gitmek ne güzeldi. Yük trenlerinden geriye kalan, kullanımdan kalkmış ve rayların üzerinde çürümeye terk edilmiş boş yük vagonlarını da götürdüler daha sonra buralardan.

Hürriyet Gazetesi’nin organizasyonu ile yurdu dolaşan Hürriyet Treni geçen yıl şehrimize geldiğinde Kırklarelililerin istasyona nasıl akın ettiklerine şahit olduk. Bu büyük ilgi şehrimizin trene ne kadar hasret olduğunun göstergesiydi. Yakında aynı trenin Kırklareli’ye bir kez daha gelmesi bekleniyor. Kuşkusuz, treni karşılamak için özlemle yine gara koşacağız. Kırklareli-İstanbul seferi yapan bir trenimizin olduğunu, İstanbul’a gideceğimizde ucuz ve zevkli bir seyahat yapmak üzere trene bindiğimizi hayal edeceğiz. Sonra birden tren düşmanları sayesinde zenginliklerine zenginlik katan petrol ve otobüs şirketlerini hatırlayacağız… Hayalimiz o an suya düşecek; misafir trenin ardından el sallayacak, asıl istasyonu kötü kaderiyle baş başa bırakıp, ‘istasyon’da çay içmeye gideceğiz…

Popularity: 8% [?]