Yazıma mail yoluyla cevap veren Ilyas Yalçın ve Savaş Erdem’e, bu ince düşüncelerinden ötürü teşekkür ediyorum Küçük düşünenler kişileri, büyük düşünenler olayları yorumlarmış* 3 Ağustos tarihinde yayımlanan “Kırklareli’nde bir avuç kültür insanının anlamsız rekabeti ilimize nasıl bir yarar sağlar? KIRKSEDER ve Kırklareli Şair ve Yazarlar Derneği 3. dünya savaşına mı hazırlanıyor?” başlıklı yazıma oldukça farklı açılardan bakarak, mail yoluyla cevap veren ve beni derin düşüncelere salan eleştirileriyle, yeni ufuklar açmamı sağlayan, bana katkıda bulunan iki ismin, yolladıkları yazıları paylaşmak istiyorum sizlerle. Kendilerine, yazıma cevap olarak yolladıkları nezaket yüklü cümleler ve değerli fikirleri için sonsuz teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. Işte Savaş Erdem ve Ilyas Yalçın’ın yazıma cevap olarak yolladıkları mailler. Olduğu gibi ve üzerinde hiç bir değişiklik olmadan sizlerle paylaşıyorum. Savaş Erdem’in cevabı: “Değerli Arkadaşım, Yazdıklarının noktasına virgülüne kadar katılıyorum. Gözlemlerin ve yansıtman çok güzel. Yazdıklarından ayrı düşündüğüm iki noktayı vurgulamadan edemeyeceğim. 1- Son yazımdaki pamuk-demir benzetmesi senin düşündüğün anlamda BIZ 39 dergisiyle kesinlikle ilintili değil. CEP SANAT yurt geneline dağılmakta ve okurlarına ulaşmakta. Şehir dışında bir kalemin ifadesine karşın yazılan bir cevaptı o… CEP SANAT lokal bir dergi değil çünkü. 2- “Kırklareli’nin tek dergisi” ibaresi yine doğru. Son günlerde belki ifadede bir değişiklik yapmak gerekebilirdi. “Kırklareli’nin farklı imajlı tek dergisi” diyebiliriz. Şu anda yurt genelinde yayınlanan yüzlerce dergi arasında bir benzeri olmayan bir dergidir halen CEP SANAT. Klasik dergi anlayışından farklılıklar taşımaktadır. Yurt genelinde “sevecenliğini” korumaktadır. Lokale hizmet etmemekte.. Güzel ifadelerin için bir kez daha teşekkür ediyorum.” Ilyas Yalçın’ın cevabı “Sayın Boran Seferci, Hangi gözlükle baktın bilemiyorum. Yazdıklarının birçoğuna katılmakla beraber, diğer gözlüğünü de takmanı rica edeceğim senden. Sn. Mülayim Tirfil’in o mekanın korunması ve daha geniş kitlelere hitap etmesi için gösterdiği çaba ve gayretleri maddi-manevi çektiği sıkıntıları görmezlikten gelemeyiz. Acizane fikrim: Birinci sorunun cevabı: Senin de bildiğin gibi yapıcı rekabet, yenilik ve başarı getirir. Tersi ise gerginliklerin ve ayrılıkların oluşmasına yol açar. Benim hiç kimse ile sorunum olmadı.. Hani bir söz var ya (marifet iltifata tabiidir.) Kırklar Pınarı Şairler Grubu ile ilk faaliyetimizi gerçekleştirdiğimiz o gün, Edirneli dostlarımızla güneşli bir gün ile başlayıp kar yağarken uğurlamıştık onları. Ama çok çok güzel ve küçük-büyük-kadın-erkek -genç-ihtiyar, tıklım tıklım dolmuştu kahvehanenin üst katı, öyle değil mi? Ya sonrası? (*)Üniversiteden ve liseden yönlendirdiğim öğrencilerimin (sizin bizden biraz ders almanız lazım, sonra faaliyetlere katılabilirsiniz ) cevabı ile karşılaşmaları ‘küçük düşünenler kişileri, büyük düşünenler olayları yorumlarmış’ anlayışıma uymadığı için koptum. Ancak emin olun ki hiç kimseye kırgın, kızgın veya küs falan da değilim hani. Yarim değil de, yarım dediğim eşimin de dediği gibi ‘elbet birgün gönlümüzdeki hedefe ulaşacağız, onun için beynimiz doğum sancıları çekiyor.’ Aykırı düşünceler benim ilham kaynağım. Ikinci sorunun cevabı ise: Evet . Ilimizin ileriki yıllarda kültür kenti olması yönünde bir savaştır ve olmalı. Faaliyetlerini ayrı yerlerde yürüten gruplar, 2010 yılında ilköğretim-ortaöğretim-lise ve ilimizin medar-ı iftiharı üniversitemiz ile birlikte sunumlarını kültür merkezinde yaparak kurumsallaşma yoluna gitmeli. Bir zamanlar Kırklareli Kültür Sanat Derneği vardı. Başkanı Ali Coşkun Yanardağoğlu ile beraber sonu ne oldu? Kırklar Pınarı Şairler Grubunu kurduğumuzda çevrem ve öğrencilerimle birlikte ‘pınar’ sözcüğünün anlamını öne çıkarma gayret- çaba ve girişimlerimiz benimsenmediğinden, diğer isimler ortaya çıktı. Sonu ne oldu? Bu güzel çaba, cefakar ve vefakar hizmetkarlar istiyor. Olabilene ne mutlu. Tüm sevdalı gönülleri kutluyorum. Övgü dolu sözlerin için çok teşekkür ederim. Layık olmadığımı düşünüyorum. Eğer tersi olsaydı şimdi o grupların veya bir başka grubun içinde olurdum. Davete icabet bizim manevi değerlerimizdendir. Müsait olduğumda beraber olmak bana şeref verir. 60 bin nüfuslu yerde iki dernek çok diyosun. Ben ise yirmi tane olsun istiyorum. Ama çalışmalar ayrı, sunumlar bir yerde olsun. Ne dersin? Bu arada tecrübeli olanları iyi anlayıp gençlerle kaynaştırmak da şart. Sn Yaşar Faruk Inal ağabeyin şiir ve şairlerle ilgili bilgeliği, Sn Nazif Karaçam ağabeyin tarih ve koordinasyon bilgisi, Sn Hasan Öztürk ağabeyin sazı, Sn Hasan Çalıkuşu ve Savaş Erdem ağabeylerin yazım ile ilgili bilgileri, başlıbaşına birer ekoldur. Değerlendirilmezse çok şeyler kaybetmiş olacağız. Ne dersin. Kırklareli marifeti ortaya çıkaranlara iltifat eder mi? Sanırım. Edirne şair Ismail Alabayırlı 13. şiir kitabını ve görüntülü şiirini çıkarmış. Edirne’ye mi gitsek ne? Selam ve dualarımla…” ……………………………… Sevgili Savaş Erdem’e mütevazi ama bir o kadar asil bir yoğunluğa sahip cevabı için ve bizleri aydınlattığı için teşekkür ediyorum. Cep Sanat. Kırklareli’nin farklı imajlı tek dergisi.. Hoş ve güzel olur. Sevgili Ilyas Yalçın. Sanırım yolladığın bu cevabı okuyan birçok kişi, benim de aslında hangi noktaya parmak basmaya çalıştığımı daha iyi anlayacak. Tamamlama ve netleştirme gücüne hayranım doğrusu. Senin yazın sayesinde benim yazımın ana teması da daha iyi anlaşılmış olacaktır eminim. Biraz mütevazi davranmışsın ve kendine haksızlık etmişsin. Yazdığım övgü dolu sözler, benim sana baktığımda gördüğüm gerçeklerden sadece birkaçıdır. Senin bir konuma layık olman için, herhangi bir ortamda bulunman gerekmiyor. Bence öncelikle, ortamların sana layık olması lazım ki, orada bulunabilesin. Senin yüksek orandaki insan ahlakın ve herkesten çok alabildiğine sonsuz bir şekilde sahiplendiğin manevi değerler, davetlere icabet etmeyişin nedeniyle zedelenmezler bence. Sen Ilyas Yaçın’sın. Gönül gözüyle gören bir insansın…Bu yeter de artar bile…Saygılar ve teşekkürler… kalemtras@gazetetrakya.com
Popularity: 5% [?]
