<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kırklareli Haberleri için yeni adresiniz!  - www.40lareli.com &#187; Yazarlar</title>
	<atom:link href="http://www.40lareli.com/kategori/yazarlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.40lareli.com</link>
	<description>Kırklareli Haberleri için yeni adresiniz!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 May 2010 15:44:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yağmurun Hüznü…</title>
		<link>http://www.40lareli.com/yazarlar/yagmurun-huznu%e2%80%a6.html</link>
		<comments>http://www.40lareli.com/yazarlar/yagmurun-huznu%e2%80%a6.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 19:20:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zdinckol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tenzile Yorulmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.40lareli.com/?p=1191</guid>
		<description><![CDATA[
Beyaz koltuklara oturmuş konuşmadan birbirimize bakmadan yağmurun yere düşüşünü izliyoruz. Elimiz kahvemize giderken, göz göze geliyoruz, susuyoruz yağmur en hüzünlü tarafından bize eşlik ediyor.
 Uzun zaman önce yaşanan her şey hakkında yorum yaparken, okuduğumuz kitaplardan yaşananları özleştirirken, yaşananları her  yeni günde temize çekerken,neler değişmiş olabileceğini düşünüyorum her  düşen yağmur şiddetinde…
 Bir yerden başlamalısın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.40lareli.com/wp-content/uploads/2009/08/tenzile.jpg"><img src="http://www.40lareli.com/wp-content/uploads/2009/08/tenzile-256x300.jpg" alt="" title="tenzile" width="256" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-377" /></a></p>
<p>Beyaz koltuklara oturmuş konuşmadan birbirimize bakmadan yağmurun yere düşüşünü izliyoruz. Elimiz kahvemize giderken, göz göze geliyoruz, susuyoruz yağmur en hüzünlü tarafından bize eşlik ediyor.</p>
<p> Uzun zaman önce yaşanan her şey hakkında yorum yaparken, okuduğumuz kitaplardan yaşananları özleştirirken, yaşananları her  yeni günde temize çekerken,neler değişmiş olabileceğini düşünüyorum her  düşen yağmur şiddetinde…</p>
<p> Bir yerden başlamalısın diye gözümün içine bakan arkadaşımın ,canın nasıl yandığının farkına varıyorum ve en derinden bir soru geliyor; &#8216;Mutlu musun?&#8217; Yağmur bu kadar hızlı yağarken yanıtlanırsa her ikimiz içinde yağmur daha bir çekilmez hale gelebilir düşüncesiyle gülümsüyorum…</p>
<p>  Ve eski günlerdeki gibi değişmemiş gibi davranarak en eski, en can alıcı hayat öykülerimizin en başından başlıyoruz. Defalarca aynı yerlerde ağladığımız, aynı yerde güldüğümüz bir oyun metni ezberlemiş ve birazdan oyuna çıkacak, ezber provasının sonunda gelmiş gibi her şeyi noktası virgülüne kadar anlatıyoruz,bazı yerlerde kocaman bir kahkaha atıyor, bazen susmak zorunda olan bir porte gibi derin bir kaosun için içinde kendiyle savaşıyor. Susuyorum,aralarda teselli için konuşmaya başladığımda ikinci kelimeden sonra sözümü kesip &#8216;Sen demezmiydin bazı şeylerin tesellisi yoktur diye&#8217; söylediğinde kendini teselli edemeyen birinin başka birini teselli etmesi ne kadar zor olduğuna bir kere daha şahit oluyorum.</p>
<p>  Sonra birden bire &#8216;Yaramazlık yapmak geliyor içimden, zillere basıp kaçmak, yollardan geçenleri korkutmak, durmadan yorulman sokak aralarında dizlerimi kanatmak istiyorum. Bazen tüm işleri masamda bırakıp, en kalabalık sokağa atıp her şeyin acısını yakan topun en acılı tarafında tüketmek, yok etmek istiyorum&#8217;diyor. Tüm bunları anlatırken yağmur hızlanıyor, izlemeye devam ediyoruz…</p>
<p> Yağmur bu kadar mı güzel eşlik eder bizim olan konuşulmayan sözcüklere… Birden gözümün önüne çok karlı bir günde bilmediğimiz bir yerde yolumuzu kaybetmenin en eğlenceli tarafını yaşadığımız o akşam üstü, hiç beklemediğimiz anda gelen bir mailin hayatımız nasıl değiştirdiğini, farklı yolculuklar yapıp, ayrı şehirlerde yaşadığımız özlemlerimiz, bir gün arabaların büyük hızla geçtiği, insanların yüzlerinin saklı olduğu bir memlekette yeniden başlamaya karar verdiğimiz bir öğlenden sonra, aşktan vazgeçmek adına defalarca karar alıp aynı yere geri döndüğümüz her gün doğumunu yaşayan her ikimizin acısı ne içindi şimdi?</p>
<p>Hayatın içinde saklı dediğimiz her şey için mi? Susmak zorunda olduğumuz zamanlar için mi?</p>
<p>Hayatla büyük derdimiz olan biz ayrı şehirlerde yaşarken, ayrı amaçlarımız uğruna verdiğimiz emekleri düşünürken aynı yerde saplanıp kalmanın derinliğiyle cevabını bulamıyoruz. Fark ediyorum ki;eskiden konuştuğumuz tüm konular üzerine sessizliğimizi koruyoruz. Cümlelerimiz birer hançer gibi yaralamasından korkarak, yağmurun hüznü ve sesiyle aynı yerlerde gezinmekten vazgeçmiyoruz. Kulağımıza birden çok sevdiğimiz caz müziği takılıyor, &#8216;O zaman her şey için biraz umut&#8217; diyor şarkının çevirisi. Arkadaşım dönüp bana &#8216;Gerçekten hala umudumuz olabilir mi, bu kadar değişmiş, bu kadar nasır tutmuşken yaşananlar’diyor arkadaşım. Gülümseyerek, yağmuru izlemeye devam ediyorum…</p>
<p> Sizin, en yakınınızın, en uzaktaki dostunuzun, en yakınızdaki arkadaşınızın, en sevdiğinizin hala umudu var mı? Ben bu satırları yazarken yağmur devam ediyor, yağmur demek düştüğü yere hüzün demekmiş bir kere daha anlıyorum…. Hüzünle umut yan yana pek umut vermese de,umut hep sizin yanınız da olsun… Iyi haftalar </p>
<img src="http://www.40lareli.com/?ak_action=api_record_view&id=1191&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.40lareli.com/yazarlar/yagmurun-huznu%e2%80%a6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yine, Yeniden…</title>
		<link>http://www.40lareli.com/bolgeden/yine-yeniden%e2%80%a6.html</link>
		<comments>http://www.40lareli.com/bolgeden/yine-yeniden%e2%80%a6.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 May 2010 19:17:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zdinckol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bölgeden]]></category>
		<category><![CDATA[Tenzile Yorulmaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.40lareli.com/?p=1188</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zamandan sonra esen rüzgarla birlikte yazmaya karar veriyorum. Pencerenin kenarına oturup ara verdiğim süreçte yazmaya karar verdiğim anları, uzun koridorların sonunda aldığım haberlerin ne kadar canımı  yaktığını, geceyi nasıl sabaha çevirdiğimi düşünüyorum. Gün aydınlanmadan yolcu geçirmenin insan ömrüne ne kadar derin yaralar bıraktığının farkına varmış olarak, minik kağıtlara, peçetelere yazdığım notları çıkarıyorum, sakladığım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.40lareli.com/wp-content/uploads/2009/08/tenzile.jpg"><img src="http://www.40lareli.com/wp-content/uploads/2009/08/tenzile-256x300.jpg" alt="" title="tenzile" width="256" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-377" /></a>Uzun zamandan sonra esen rüzgarla birlikte yazmaya karar veriyorum. Pencerenin kenarına oturup ara verdiğim süreçte yazmaya karar verdiğim anları, uzun koridorların sonunda aldığım haberlerin ne kadar canımı  yaktığını, geceyi nasıl sabaha çevirdiğimi düşünüyorum. Gün aydınlanmadan yolcu geçirmenin insan ömrüne ne kadar derin yaralar bıraktığının farkına varmış olarak, minik kağıtlara, peçetelere yazdığım notları çıkarıyorum, sakladığım en derin not defterimden.</p>
<p>Biriken her şeyin telaşı, stresiyle işi gücü yarım bırakmanın rahatsızlığıyla sakin sakin izliyorum pencereden akıp giden hayatı . Bir çok soru cevaplanmayı bekleyen, okunması gereken en can alıcı romanlar, izlenmesi gereken en derin filmler. Ve bitip tükenmeyen sonu olmayan düşünceler… Baharın gelmesiyle masaya oturup yeniden yazmaya karar vermenin telaşı ve heyecanı içindeyim.</p>
<p>Çok özlediğim birinin sureti gözümün önüne geliyor. Birlikte çekildiğimiz fotoğrafların yerini bile hatırlamazken, yeni hayatıyla ilgili birkaç bilgiden fazla bir şey bilmediğimin farkına varıyorum. </p>
<p>Gerçekten mutlu mu? Yaptığı evlilik onu ne kadar tatmin ediyor? Anne olabilmek için hazır mı? Yeni bir şehre alışmaya çalışırken ömründeki parçaları toparlayabildi mi? Ve neler yazdı önünde boş duran sayfalara?</p>
<p>Tüm bunları yazmaya çalışırken telefonuma bir mesaj düşüyor; &#8220;Erguvanlar açmaya başladı, soğukları geri de bıraktık, daha bir canlı şimdi Beylerbeyi, yolun düşerse mutlaka gel, özlüyoruz seni&#8221; özlediğim suretleri bir yenisi daha ekleniyor bu mesajdan sonra… Susmayı tercih etsem de içimdeki çığlıkları duymamak için bulunduğum odadan bir hışımla çıkıyorum.</p>
<p>Uzun bir süre yazdığım köşemden, kitaplarımdan, not kağıtlarımdan köşe bucak kaçar oldum. Sözcükler geçen her gün daha ağır izler bırakırken uyandığım tüm sabahlarda, sözcüklerime inat, yaşanan onca hayal kırıklıklarını sorgularken hayatın en can alıcı noktasında karar vermenin mutluluğuyla yeniden kitaplarımı kolilere doldurup, tüm acılarımı, umutlarımı, ümitlerimi arka ceplerime doldurdum.</p>
<p>Zaman çok çabuk ilerlerken  yaşananları törpülemeye karar verdiğim tüm sabahlarda, telefonuma düşen mesajları, gelen mailleri, aldığım tavsiyeleri, değişebileceğine inandığım düzenin aslında kalıplaşmış, çıkışı olmayan yollar olduğunu anlıyorum. Öğrendiklerime bir yenisini daha ekliyorum; </p>
<p>&#8220;Oluşan düzeni var olan düzeni, sen istediğin kadar aykırı ol, radikal kararlar al, olmayınca olmuyormuş&#8221; diye fısıldıyor sanki birisi bana. </p>
<p>Gülümsüyorum. Duvar dibine dizliğim kitaplara gözüm çarparken bir kez daha anlıyorum ki; zaman geçiyor ve hayat beklemiyor. Yaşananlar arka cebimizde bazen umut, bazen tebessüm, bazen de ip misali yaş oluyor. </p>
<p>Hayatın inişleri çıkışları, kaderin ne getireceğini bilemeyişimizde birleşip yeni hayatın sinyallerini veren ancak geçen zamanla sıkı bağlar kuran bir hayat haline geliyor ömrümüz. Uzun bir aradan sonra yeniden  iyi haftalar… </p>
<img src="http://www.40lareli.com/?ak_action=api_record_view&id=1188&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.40lareli.com/bolgeden/yine-yeniden%e2%80%a6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Köpeklerin Yaşam Alanı Sokaklar Değildir</title>
		<link>http://www.40lareli.com/manset/kopeklerin-yasam-alani-sokaklar-degildir.html</link>
		<comments>http://www.40lareli.com/manset/kopeklerin-yasam-alani-sokaklar-degildir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2009 14:48:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bahar Gültekin]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[kırklareli sokak köpekleri]]></category>
		<category><![CDATA[sokak köpekleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.40lareli.com/?p=1093</guid>
		<description><![CDATA[Her sokağında en az bir tane başıboş köpeğin bulunduğu bir şehirde yaşamak ne kadar da sıkıntı verici. Sokaklarımızı mesken tutan bu sahipsiz hayvanların içler acısı halleri kadar insanlarımızın sokakta yürürken onların rahatsız edici havlamalarına ve ısırılma tehlikesine maruz kalmaları da şehrimize hiç yakışmıyor. Hiçbir medeni ülkede olmayan ‘sokak köpeği’ kavramı maalesef ülkemiz ve özellikle Kırklarelimiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-1095" title="Sokak Köpekleri" src="http://www.40lareli.com/wp-content/uploads/2009/12/Sokak-Köpekleri.JPG" alt="Sokak Köpekleri" width="238" height="179" />Her sokağında en az bir tane başıboş köpeğin bulunduğu bir şehirde yaşamak ne kadar da sıkıntı verici. Sokaklarımızı mesken tutan bu sahipsiz hayvanların içler acısı halleri kadar insanlarımızın sokakta yürürken onların rahatsız edici havlamalarına ve ısırılma tehlikesine maruz kalmaları da şehrimize hiç yakışmıyor. Hiçbir medeni ülkede olmayan ‘sokak köpeği’ kavramı maalesef ülkemiz ve özellikle Kırklarelimiz için büyük bir sorun yaratıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Sokakların köpeklerin işgali altında olduğu şehrimizde bilhassa köpek korkusu olanların sokakta hatta ana caddelerde bile rahatça yürümeleri mümkün değil. Akşam saatlerinde sokağa çıkmak ise çoğu kez en az beşerli gruplar halinde gezen ve adeta birer çete oluşturan köpekler yüzünden hemen herkes için hayli rahatsız edici. Bu köpeklerin sabaha dek hem birbirlerine hem yoldan geçenlere havlayarak insana uykusunu zehir etmesi de ayrı bir mevzu. Ya bu hayvanların sokaklara mahkum edildikleri için karınlarını doyurmak amacıyla çöpleri karıştırıp, tüm sokağı çöplüğe çevirmelerine ne demeli?</p>
<p style="text-align: justify;">Taşıt gürültüsünün ve genel anlamda gürültü kirliliğinin fazla olmadığı bir şehirde yaşıyoruz ve sessizliğe alışkınız. Fakat bu sessizlik içerisinde köpeklerin gürültüsü ciddi baş ağrısı yaratıyor. Özellikle dışarıdaki seslerin pek duyulmadığı yüksek apartman dairelerinde değil de az katlı binalarda ve müstakil evlerde oturanların gecenin köründeki köpek sesleri yüzünden rahat bir uyku çekmeleri imkansız. Sabah evlerinden dışarı adım attıkları anda ayakkabılarının köpek dışkısıyla kirlendiğini görmek de insanlarımızın kaderi olmuş.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün ilimizdeki köpek barınağı aşı yapma, kısırlaştırma ve sokağa salıverme merkezi durumunda. Halbuki sokak köpeklerinin aynen uygar ülkelerdeki gibi tek tek toplanmaları ve ecelleriyle ölene dek uygun alanlarda tutulmaları gerek. Bazı belediyelerin yaptığı gibi bu hayvanları çeşitli yollarla öldürmek asla bir çözüm değil. Bu vicdana sığmaz ve insanın böyle bir yola başvurma hakkı da yoktur. Öte yandan hayvan haklarını insan haklarından üstün tutarak bu köpeklerin insanlara ve şehir hayatına verdikleri zararları görmezden gelip, sokaklarda yaşamaya devam etmelerini savunmak da doğru değil. Sonuçta hem çok kötü şartlarda yaşayan sokak köpeklerinin hem de bizlerin bu çileden kurtulması için gereken önlemlerin acilen alınması gerekiyor.</p>
<img src="http://www.40lareli.com/?ak_action=api_record_view&id=1093&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.40lareli.com/manset/kopeklerin-yasam-alani-sokaklar-degildir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çevre Bilincinden Yoksun Nesiller</title>
		<link>http://www.40lareli.com/manset/cevre-bilincinden-yoksun-nesiller.html</link>
		<comments>http://www.40lareli.com/manset/cevre-bilincinden-yoksun-nesiller.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2009 17:34:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bahar Gültekin]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[çevre bilinci]]></category>
		<category><![CDATA[yere çöp atmak]]></category>
		<category><![CDATA[yere tükürmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.40lareli.com/?p=983</guid>
		<description><![CDATA[Okuma yazma oranının ve öğrenim seviyesinin yüksekliği ile övündüğümüz bir ilde yaşıyoruz. Peki bu eğitimli insanlar topluluğunun üyeleri arasında medeniyetin baş göstergelerinden olan çevre temizliğini umursamayanların sayısı neden bu kadar çok? Caddelerde, sokaklarda kaldırım kenarları çöp içerisinde. Yerlere tüküren tükürene. Bu durum, çevreye olan duyarlılığın okulda kazanılamadığına işaret ediyor olsa gerek.
Kırklareli’de çevre bilinci konusundaki eksikliğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-984" title="Çöpler Yerde" src="http://www.40lareli.com/wp-content/uploads/2009/10/Çöpler-Yerde.jpg" alt="Çöpler Yerde" width="280" height="168" />Okuma yazma oranının ve öğrenim seviyesinin yüksekliği ile övündüğümüz bir ilde yaşıyoruz. Peki bu eğitimli insanlar topluluğunun üyeleri arasında medeniyetin baş göstergelerinden olan çevre temizliğini umursamayanların sayısı neden bu kadar çok? Caddelerde, sokaklarda kaldırım kenarları çöp içerisinde. Yerlere tüküren tükürene. Bu durum, çevreye olan duyarlılığın okulda kazanılamadığına işaret ediyor olsa gerek.</p>
<p style="text-align: justify;">Kırklareli’de çevre bilinci konusundaki eksikliğin tek sorumlusu okullarımız mıdır? Elbette hayır. Bu konudaki en önemli sorumluların anne babalar olduğunu itiraf etmeliyiz. Beni bu itirafa önceki gün yarım saat ara ile şahit olduğum iki olay sevk etti aslında. İlköğretim çağına yeni girmiş olduğunu tahmin ettiğim bir kızla annesiydi ilk olayın özneleri. Annesinin yanında yürümekte olan küçük kız, yalnızca birkaç metre ileride kocaman bir çöp konteynırı olmasına rağmen elindeki meyve suyu kutusunu kaldırıma fırlatıverdi. Ben, olaya şahit olan annesinden bir tepki beklerken bu genç kadın da avcunun içindeki kağıt mendili caddenin ortasına bırakmaz mı! Şu halde armut dibine düşmeyecek de ne olacak?</p>
<p style="text-align: justify;">Çevre düşmanı anne kızı gördükten yaklaşık yarım saat sonra şehrimizin simgesi olan İstasyon Caddesi’nde ilerlediğim sırada bu kez üniversite çağındaki iki delikanlı arasındaki çevre tartışmasına şahitlik ettim. Bu gençlerden biri yediği cipslerin paketini yolun orta yerine atınca yanındaki arkadaşı kendisine ‘Sen ne biçim adamsın ya’ diyerek yerdeki paketi alıp hemen oracıktaki çöp kutusuna bıraktı. Çöpü yere atanın tepkisi ne olsa beğenirsiniz? Kendisi, utanmak bir yana çöpü yerden alan arkadaşına sert biçimde çıkışıp, ‘Başımıza çevreci kesildin. Niye dönüp alıyorsun benim attığım şeyi. Uyuz musun nesin?’ deyiverdi. Şimdi bu iki genç muhtemelen okulda aynı sıraları paylaşıp, aynı öğretmenlerin elinden geçti. Bu durumda aralarındaki anlayış farkının tek sebebi ailelerinden aldıkları terbiye değil de nedir?</p>
<p style="text-align: justify;">Çocuklarına çevre bilinci aşılamaktan aciz ebeveynlerin dünyamıza ve topluma verdikleri zararı düşündükçe, bu tür insanların bir Avrupa şehri olan güzel Kırklarelimizde de yaşıyor olmalarından utanç duyuyorum. Bu utancı paylaşan duyarlı hemşerilerimden de yere çöp atan atan herkesi, özellikle de ailesinden gerekli eğitimi almamış küçük çocukları uygun bir dille uyarmalarını rica ediyorum. Unutmayalım ki ‘Çocuktur yapar’ diyerek geçiştirmek, çevre bilincinden yoksun nesillerin yetişmesinde vebal sahibi olmak anlamına gelecektir.</p>
<img src="http://www.40lareli.com/?ak_action=api_record_view&id=983&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.40lareli.com/manset/cevre-bilincinden-yoksun-nesiller.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dumansız Hava İçin Sigara Yasağı Yeterli Mi?</title>
		<link>http://www.40lareli.com/manset/dumansiz-hava-icin-sigara-yasagi-yeterli-mi.html</link>
		<comments>http://www.40lareli.com/manset/dumansiz-hava-icin-sigara-yasagi-yeterli-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Oct 2009 20:12:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bahar Gültekin]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dumansız Hava Sahası]]></category>
		<category><![CDATA[Sigara Dumanı]]></category>
		<category><![CDATA[Sigara İçme Yasağı]]></category>
		<category><![CDATA[Sigara İçmeyene Saygı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.40lareli.com/?p=963</guid>
		<description><![CDATA[Yaklaşık iki aydır ülkemizdeki kamuya açık tüm kapalı mekanlarda sigara içme yasağı uygulanmakta. Bu yasak, sigara bağımlılarını ne kadar mutsuz ettiyse sigara dumanına maruz kalmaktan kurtulanları da bir o kadar sevindirdi. Peki bu yasak, ciğerlerini temiz tutmayı tercih edenleri pasif içicilikten kurtarmak için yeterli mi? Ne yazık ki hayır. Yasaktan ötürü kapalı yerde sigara içemeyenler, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><img class="alignleft size-full wp-image-964" src="http://www.40lareli.com/wp-content/uploads/2009/10/Sigara-Dumanı.jpg" alt="Sigara Dumanı" width="255" height="255" />Yaklaşık iki aydır ülkemizdeki kamuya açık tüm kapalı mekanlarda sigara içme yasağı uygulanmakta. Bu yasak, sigara bağımlılarını ne kadar mutsuz ettiyse sigara dumanına maruz kalmaktan kurtulanları da bir o kadar sevindirdi. Peki bu yasak, ciğerlerini temiz tutmayı tercih edenleri pasif içicilikten kurtarmak için yeterli mi? Ne yazık ki hayır. Yasaktan ötürü kapalı yerde sigara içemeyenler, açık havada da olsa sigara kullanmayanlara saygı göstermedikçe duman solumaktan kurtulmak mümkün olmayacak.</p>
<p style="text-align: justify">Sigara dumanından uzak kalmanın bir hak olduğunu söylediğinizde, sigara müptelalarından bu maddeyi kullanmanın da aynı derecede bir hak olduğunu duyarsınız. Yüzeysel bir biçimde bakarsanız bu savunmaya hak verebilirsiniz. Halbuki bu iş öyle basit değildir. Sigara içmek yalnızca içeni etkileyen bir durum olsaydı sigara kullanmakla kullanmamak eşit derecede haklar olabilirdi. Fakat sigara içmeyenler bu tercihleri neticesinde diğer insanlara hiçbir zarar vermezken, içiciler için aynı şey geçerli değil. Sigara içen biri, çok sayıda hastalığa çıkardığı davetiye sonucunda hastaneye başvurup devletten tedavi talep ediyor. Bu durumda tedavi masrafları, sigara içmeyen fakat sağlık hizmetleri için aynı vergiyi ödeyenlerin de cebinden çıkmış oluyor. Bu bile sigara içme hakkını, bu maddenin zehrine maruz kalmama hakkıyla kıyaslamanın ne kadar anlamsız olduğunu ispatlamaya yeter.</p>
<p style="text-align: justify">Sigaranın bireysel bir mesele olmadığını, içen içmeyen herkesi yani tüm toplumu etkilediğini kabul etmemek için kör olmak gerekir. O nedenle şimdilik bu bağımlılığın toplumsal zararlarını bir kenara koyup, sigara içmeyen bireylerin sigaradan gördükleri zararın en aza inmesi için gösterilmesi gereken duyarlılık konusuna gelelim. Başta da belirttiğimiz gibi halka açık tüm kapalı yerlerde sigara içme yasağının gelmiş olması sigara içmeyenleri, bu bağımlılık yapıcı, zararlı maddenin dumanını solumaktan kurtarmaya yetmiyor. Sigara tiryakilerinin çoğu, sigara içmeyenlere zerre kadar saygı göstermediğinden bu kez yasaktan dolayı sadece açık havada da olsa dumanlarını diğer insanlara da solutmayı sürdürüyorlar. Yanlarında sigara içmediğini bildikleri bir insan varken elleri çakmaklarına uzananların, yaptıkları saygısızlığın bilincinde olmadıkları çok açık.</p>
<p style="text-align: justify">Sağlıklı bir yaşam sürme hakkını kullanmak isteyen bir insanın yanında sigara içmeme nezaketini gösteremeyecek kadar bağımlı hale gelmiş olan tiryakilere ne demeli bilmem ki. Kendinden başkasını düşünmeyen, karşısındaki insana verdiği rahatsızlığın farkında değilmiş gibi davranan bu insanların sigara kullanmayanlara saygı göstermeyi öğrenmeleri gerekiyor. Her türlü bilimsel kanıta rağmen sigaranın zararlı olmadığına inanan ilginç insanlar hariç, tüm sigara tiryakileri bu maddenin bunu içtikleri anda yanlarında bulunanlara da zarar verdiğini bilir. Öyleyse bu insanlar sigara içmeyen birinin yanındayken tütün yakmaya neden devam ederler? Bu konunun incelenmesi ve tiryakilerdeki bu tutumun değiştirilmesi için çareler aranması, sigara içme yasağı gibi bir çözümden çok daha etkili olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify">Ciğerlerini temiz tutmayı isteyen bir Kırklarelili olarak, sigara bağımlısı birkaç arkadaşınızla İstasyon’daki bir çay bahçesinde oturduğunuzu düşünün. Bu arkadaşlarınızdan en azından birkaç saatlik böyle bir sohbet ortamı sırasında sigaralarına uzanmamalarını beklemek en doğal hakkınız değil midir? Siz bu beklenti içerisindeyken sigarasını yakıp dumanının tüm masayı etkisi altında bırakmasını umursamayan arkadaşınızın size verdiği değeri sorgulamaz mısınız? Kapalı bir mekandayken sizi duman altında bırakmaktan çekinmeyen arkadaşlarınızdan bahsetmiyorum bile. Hadi artık yasak var ve bu arkadaşlarınız bir kafeteryada otururken sizi zehirleyemiyorlar, peki evinize misafir olduklarında veya siz onlara misafirliğe gittiğinizde ne olacak? Aslında basit; sizi sigara dumanına maruz bırakanlara hak ettikleri tepkiyi gösterip, sağlığınızı herkesin ve her şeyin önünde tutacaksınız. Bırakın onlar bu konudaki duyarsızlıkları yüzünden vicdanlarıyla baş başa kalsınlar.</p>
<img src="http://www.40lareli.com/?ak_action=api_record_view&id=963&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.40lareli.com/manset/dumansiz-hava-icin-sigara-yasagi-yeterli-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kara Tren Gecikir, Kırklara Hiç Gelmez</title>
		<link>http://www.40lareli.com/manset/kara-tren-gecikir-kirklara-hic-gelmez.html</link>
		<comments>http://www.40lareli.com/manset/kara-tren-gecikir-kirklara-hic-gelmez.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2009 16:23:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bahar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bahar Gültekin]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli Tren İstasyonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.40lareli.com/?p=937</guid>
		<description><![CDATA[‘‘Demiryolu bir memleketin toptan, tüfekten daha mühim bir silahıdır.’’ Bu söz tüm Kırklarelililerin zihinlerinin bir köşesinde yazılıdır. Çünkü ilimizdeki tren istasyonunun hemen yanındaki Atatürk büstünün kaidesinde Mustafa Kemal’in bu vecizesi yer alır. İstasyon binasının yanından hiç geçmemiş ve atasının büstüne hiç dikkat etmemiş bir Kırklarelili olamayacağından bu sözü hepimiz en az bir defa okumuşuzdur. Fakat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify"><img class="alignleft size-full wp-image-942" title="Kırklareli Garı" src="http://www.40lareli.com/wp-content/uploads/2009/10/Kırklareli-Garı.jpg" alt="Kırklareli Garı" width="425" height="312" />‘‘Demiryolu bir memleketin toptan, tüfekten daha mühim bir silahıdır.’’ Bu söz tüm Kırklarelililerin zihinlerinin bir köşesinde yazılıdır. Çünkü ilimizdeki tren istasyonunun hemen yanındaki Atatürk büstünün kaidesinde Mustafa Kemal’in bu vecizesi yer alır. İstasyon binasının yanından hiç geçmemiş ve atasının büstüne hiç dikkat etmemiş bir Kırklarelili olamayacağından bu sözü hepimiz en az bir defa okumuşuzdur. Fakat ne yazık ki garlarına yıllardır tren uğramayan (birkaç özel durum hariç) Kırklarelililer için ‘tren’ ve ‘demiryolu’ kavramlarının içi boştur.</p>
<p style="text-align: justify">Şehirlerinde bir tren istasyonu olan Kırklareli sakinleri için ‘istasyon’ kelimesinin ifade ettiği şeyin esasen tren istasyonuna giden cadde olduğunu inkar edemeyiz. Bu kelimeyi duyduğumuzda hepimizin aklına çay bahçeleriyle ünlü bu caddemiz gelir. Tren istasyonunu kast ediyorsak, doğru anlaşılmamız için mutlaka ‘istasyon binası’ dememiz gerekir. Bunun sorumluları demiryoluna ideolojik anlamlar yükleyip, ondan korkan ve bu en keyifli ve ekonomik ulaşım türüne düşmanlık besleyenlerdir. Bu zihniyete sahip yöneticiler Mustafa Kemal’in memleketimizi demir ağlarla örme arzusuna inat yarım asırdır demiryollarını paslanmaya terk etmişlerdir. Kırklareli de bu durumdan payını almış ve tren seferlerinden mahrum kalan istasyonumuz anlamını yitirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify">1911 yılında Alpullu-Kırklareli demiryolu bağlantısının tamamlanmasıyla kara trenle tanışan şehrimizde insanlar 1962’ye dek diğer yerleşim yerlerine ulaşım için treni kullanmışlar. TCDD bu tarihten itibaren ilimizde yolcu taşımacılığından çekilmiş. 90’lı yıllarda dünyaya gelen Kırklarelili gençler, bugün yük trenlerini bile hatırlamazlar. Çünkü arada sırada da olsa pancar yüklü vagonlarıyla şehrimize gelen trenler de yaklaşık yirmi yıldır Kırklareli Garı’na uğramıyorlar. Halbuki trenle yolculuk yapamıyor olsak da düdük sesini duyup trenin geldiğini anlamak, babamızın elini tutup treni görmeye gitmek ne güzeldi. Yük trenlerinden geriye kalan, kullanımdan kalkmış ve rayların üzerinde çürümeye terk edilmiş boş yük vagonlarını da götürdüler daha sonra buralardan.</p>
<p style="text-align: justify">Hürriyet Gazetesi’nin organizasyonu ile yurdu dolaşan Hürriyet Treni geçen yıl şehrimize geldiğinde Kırklarelililerin istasyona nasıl akın ettiklerine şahit olduk. Bu büyük ilgi şehrimizin trene ne kadar hasret olduğunun göstergesiydi. Yakında aynı trenin Kırklareli’ye bir kez daha gelmesi bekleniyor. Kuşkusuz, treni karşılamak için özlemle yine gara koşacağız. Kırklareli-İstanbul seferi yapan bir trenimizin olduğunu, İstanbul’a gideceğimizde ucuz ve zevkli bir seyahat yapmak üzere trene bindiğimizi hayal edeceğiz. Sonra birden tren düşmanları sayesinde zenginliklerine zenginlik katan petrol ve otobüs şirketlerini hatırlayacağız… Hayalimiz o an suya düşecek; misafir trenin ardından el sallayacak, asıl istasyonu kötü kaderiyle baş başa bırakıp, ‘istasyon’da çay içmeye gideceğiz…</p>
<p style="text-align: justify">
<img src="http://www.40lareli.com/?ak_action=api_record_view&id=937&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.40lareli.com/manset/kara-tren-gecikir-kirklara-hic-gelmez.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırklareli’de Basın Özgürlüğü</title>
		<link>http://www.40lareli.com/manset/kirklareli%e2%80%99de-basin-ozgurlugu.html</link>
		<comments>http://www.40lareli.com/manset/kirklareli%e2%80%99de-basin-ozgurlugu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 15:56:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>freelance</dc:creator>
				<category><![CDATA[Freelance]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[kırklareli'de gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[resmi ilanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.40lareli.com/?p=929</guid>
		<description><![CDATA[ Tam bir basın özgürlüğüne sahip olan gazeteler tirajları ve aldıkları reklamlarla ayakta kalabilirler. Bu gazeteler basın özgürlüğü sayesinde kamu çıkarı doğrultusunda yazdıkları haberler ile iyi bir satışa ve reklam alma potansiyeline kavuşurlar. Peki şehrimizdeki yerel gazetelerin olması gerektiği gibi kamunun çıkarlarına mı yoksa patronlarının menfaatlerine mi hizmet ettiklerine inanıyoruz? Kırklarelililerin büyük bölümünün bu soruya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify; "><img class="alignleft size-full wp-image-931" title="gazeteci_kose_yazari" src="http://www.40lareli.com/wp-content/uploads/2009/09/gazeteci_kose_yazari.jpg" alt="gazeteci_kose_yazari" width="233" height="220" /> Tam bir basın özgürlüğüne sahip olan gazeteler tirajları ve aldıkları reklamlarla ayakta kalabilirler. Bu gazeteler basın özgürlüğü sayesinde kamu çıkarı doğrultusunda yazdıkları haberler ile iyi bir satışa ve reklam alma potansiyeline kavuşurlar. Peki şehrimizdeki yerel gazetelerin olması gerektiği gibi kamunun çıkarlarına mı yoksa patronlarının menfaatlerine mi hizmet ettiklerine inanıyoruz? Kırklarelililerin büyük bölümünün bu soruya verecekleri yanıt ne yazık ki patronların çıkarları uğruna vatandaşın çıkarlarının göz ardı edildiği yönünde olacaktır. İşte bu durumun özünde yatan şey basın özgürlüğünün noksanlığıdır.</p>
<p style="text-align: justify; ">Yasaların güvencesi altında olması basın özgürlüğünün geçerlilik kazanması için yeterli değildir. Basın özgürlüğü ancak basın kuruluşları ekonomik olarak bağımsızlarsa işleyebilir. Birer ticari işletme olan gazetelerin kar elde etme amacını gerçekleştirmek üzere izleyebilecekleri çeşitli yollar vardır. Bu yollardan ilki kamu yararına haberler yapıp, iyi bir satış ve reklam alma grafiğine sahip olmaktır. Bu da ancak basın özgürlüğünün olduğu bir ortamda gerçekleşebilir. Kamu çıkarını gözeterek vatandaşın haber alma hakkının gereğini yerine getirecek şekilde yapılan gazetecilik, hayli emek isteyen bir çalışma gerektirir. Bu tür gazetecilikte muhabirler her tür manipülasyona karşı son derece dikkatli biçimde hareket ederek güç sahibi kurum ve kuruluşlar veya şahısların değil okurların tarafında olurlar. Tabi bu okurların çoğunluğu klasik abonelik sistemi nedeniyle söz konusu kurum ve kuruluşların yöneticileri ve çalışanlarından oluşuyorsa işte o zaman durum bunun tam tersi olur ki bugün Kırklareli’deki gazetecilikte yaşanan da budur.</p>
<p style="text-align: justify; ">Ülkemizdeki yerel gazetelerin temel para kazanma yöntemi kamu yararı temelindeki gazetecilikten çok uzaktır. Yerel basınımız maalesef son derece yanlış bir sistem nedeniyle ekonomik bakımdan neredeyse tamamen devlete bağımlı ve bu yüzden de basın özgürlüğünden yoksundur. Biraz açmak gerekirse; yasal olarak kamu kurum ve kuruluşlarının açtıkları ihalelerin ilanlarının bu gazetelerde yayımlanma zorunluluğu vardır. Bu durum, yerel gazeteleri gelirlerinin büyük bölümünü, Basın İlan Kurumu aracılığıyla verilen resmi ilanlardan elde etme kolaycılığına teşvik etmektedir. Özellikle Kırklareli gibi resmi ilan dağıtımının doğrudan valilikçe yapıldığı küçük yerleşim birimlerinde bir gazete sahibinin &#8216;Aman vali bey kızarsa ilan alamayız&#8217; endişesi yaşamadığını söyleyebilir miyiz? Böyle bir düzende yerel gazetelerin devlet yöneticilerinden hiçbir baskı  görmeseler bile her ihtimale karşı onların aleyhinde herhangi bir haber yazamayacakları aşikar değil midir?</p>
<p style="text-align: justify; ">Kamu yararını birinci sırada tutarak habercilik yapmak yerine sırtını resmi ilanlara dayayan gazeteler bireysel abonelikten ziyade kurumsal aboneliklerden gelir elde eder. Yerel gazeteler ilanlarını bastıkları kamu kurum/kuruluşları, şirketler ile belediyeler, odalar hatta siyasi partiler ve derneklerin haklarında olumsuz haber yapılmadığı sürece aboneliklerini sürdüreceklerini bilirler. Bu şartlar altında elimizde gündemi belirleyen bomba haberlere imza atan gazeteler yerine açılışlar, düğünler, toplantılar, organizasyonlar, basın açıklamaları ve etliye sütlüye karışmadan yazılan diğer önemsiz haberler ile ajanslardan kopyalanan haberlerin eşlik ettiği resmi ilanlarla dolu sayfalar olur elbette. Kırklareli gibi dört sayfalık bir gazeteyi bile dolduracak kadar haber değeri taşıyan olaya şahit olunmayan bir şehirde çıkan gazetelerin sayfa sayılarının çokluğu, resmi ilan pastasından fazla pay kapabilme amacı taşımaktadır.</p>
<p style="text-align: justify; ">Bir süre önce yerel gazetelerde resmi ilan yayımlatma zorunluluğunu kaldıran bir yasa tasarısı gündeme gelmiş fakat yerel medya patronlarının tepkileri üzerine hükümet geri adım atmıştı. Bu ilanların devlete olan maddi yükü hayli fazla olduğundan hükümet bu gereksiz masraftan kurtulmaya ve kamu kaynaklarını bu şekilde israftan vazgeçmeye yönelmişken yerel gazetelerin yerel seçimler öncesinde iktidar partisi aleyhinde haberlere yer vermelerinden korkulmuş olsa gerek ki bu gerçekleşmedi. Hükümet resmi ilan musluğunu kesmemenin meyvelerini yerel seçimler öncesinde çok iyi topladı. Öyle ki Kırklareli gibi yaşam tarzı ve siyasi duruşu gayet net olan bir ilin gazeteleri bile seçimlerden aylar önce iktidar partisi adayını belediye başkanı ilan etti. Vatandaşlar iktidarın adayını seçmezlerse hizmetlerden mahrum kalacakları tehdidiyle yönlendirilmeye çalışıldı. Bu gazeteler ana muhalefet partili belediye başkanını yerden yere vurup, vatandaşların kendisinden memnun olmadığı izlenimini yaratmaya uğraştı. Deniz Baykal’ın Kırklareli’ndeki parti mitingi hiç gerçekleşmemiş gibi davranan bazı yerel gazetelerimiz binlerce kişinin katıldığı bu organizasyon hakkında tek satır habere yer vermedi.</p>
<p style="text-align: justify; ">İktidar yanlısı olan ve çeşitli yollarla hükümetten büyük maddi destek alan gazeteler için kullanılan ‘besleme basın’ ifadesinin ‘özgür basın’ kavramının tam tersi olduğunu söyleyebiliriz. Mevcut durumda yerel gazeteler de basın özgürlüğünden çok uzak bir görüntü vermekte. Bu bağlamda kamu kurumlarının yerel gazetelerde resmi ilan yayımlatma zorunluluğunun kalkması şart. İlan parası kazanma şansı kalmayan patronlar belki o zaman haber değeri taşıyan ve kamu menfaatini ilgilendiren olaylara yer verirler gazetelerinde. Bu sayede vatandaş kendisini hiç alakadar etmeyen İstanbul haberleriyle dolu ulusal gazeteler yerine yaşadığı yerdeki yerel gazeteyi satın alır. Böylece yerel gazete sahibi, hem sattığı gazetelerden para kazanır hem de okunan bir gazete çıkardığı için bolca reklam alır. Sonuçta ya resmi ilanlar kalkacak ve basın özgürlüğünün önü açılacak ya da Kırklareli’nde yerel gazete sahipleri kendi gazetelerindeki özel ilanlarla iktidar partisine ‘damat medya’ olma arzularını dile getirmeyi sürdürecekler gibi görünüyor.</p>
<p style="text-align: justify; ">40lareli.com/freelance</p>
<p style="text-align: justify; ">
<img src="http://www.40lareli.com/?ak_action=api_record_view&id=929&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.40lareli.com/manset/kirklareli%e2%80%99de-basin-ozgurlugu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PAZAR KAHVALTISI</title>
		<link>http://www.40lareli.com/yazarlar/pazar-kahvaltisi.html</link>
		<comments>http://www.40lareli.com/yazarlar/pazar-kahvaltisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2009 15:45:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zdinckol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tenzile Yorulmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[tenzile yorulmaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.40lareli.com/?p=747</guid>
		<description><![CDATA[Pazar kahvaltısı için yollara düşüyorum. Son zamanlarda yollarda geçirdiğim zamanları düşünüyorum, bölük pörçük uykularla bindiğim otobüsler, otogarların büyük gürültüleri içinde uykumun açılması, ucu ucuna yetiştiğim servisler, vapurlar zamanlar yarıştığım günlerin sessizliğiyle Pazar günü evden sallanarak çıkıyorum.
Ertelediğim, sürekli yapmam gerekenlerin üzerine bir şeyler eklendiği için söz verilmiş Pazar kahvaltısı için Aysel Abla&#8217;ya doğru ilerliyorum. Yapılması gereken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-377" title="tenzile" src="http://www.40lareli.com/wp-content/uploads/2009/08/tenzile-256x300.jpg" alt="tenzile" width="256" height="300" />Pazar kahvaltısı için yollara düşüyorum. Son zamanlarda yollarda geçirdiğim zamanları düşünüyorum, bölük pörçük uykularla bindiğim otobüsler, otogarların büyük gürültüleri içinde uykumun açılması, ucu ucuna yetiştiğim servisler, vapurlar zamanlar yarıştığım günlerin sessizliğiyle Pazar günü evden sallanarak çıkıyorum.</p>
<p>Ertelediğim, sürekli yapmam gerekenlerin üzerine bir şeyler eklendiği için söz verilmiş Pazar kahvaltısı için Aysel Abla&#8217;ya doğru ilerliyorum. Yapılması gereken işlerden, aklımı kurcalayan her şeyden uzaklaşmak için müthiş bir zaman dilimi geçireceğim düşüncesiyle sokağa girdiğimde gülen gözleriyle pencereden gelişimi bekleyen Aysel Abla&#8217;yı görüyorum.</p>
<p>Evin kapısını açarken mutfaktan gelen güzel kokular ve Aysel Abla&#8217;nın gülcükleriyle kapıdan içeriye girdiğimde şen şakrak bir havaya bürünüyorum. Misafir olmanın en güzel tarafı da gittiğiniz evin acısını hüznünü biraz hafifleterek, ev sahibinin acısını hüznünü uzaklaşmasına yardımcı olmakmış. Hazırlanan kahvaltı masasında yerimi alırken gülüşüyoruz. Yüzüme bakarken gözleriyle onay vererek ;&#8217;Yüzüne bir gülümseme gelmiş&#8217; diyor Aysel Abla. Gülüşüyoruz, incecik bardaklarla çaylarımızı içerken rüzgâr saçlarımı karıştırarak uçuşuyor, başlıyoruz görüşemediğimiz günlerdeki olayların tahlillerine.</p>
<p>Susmak bilmeden anlatıyorum, işi hayatı, gördüklerimi, başıma gelenleri, başımıza gelebilecekleri, İstanbul’u, değişen her şeyi anlatıyorum. Zaman zaman umutlu, çoğu zaman karamsar. Pür dikkat geç kalmış misafirini dinlerken Aysel Abla, rüzgar saçlarımı uçuştururken, üşümeye başlıyorum, ipek bir şal uzatıyor gözlerimin içine derin derin bir şey söyleyecek bakarken; &#8216;Aylar önce, Fırtınalarıyla başa çıkabilen var mı? Başlıklı bir yazı yazmıştın, hatırlıyor musun?&#8217;diyor. Gözlerim dolarak &#8216;Evet &#8216;diyorum .&#8217;Gerçekten çıkabiliyor musun poyrazlarınla lodoslarınla, o rüzgârlar seni nerelere sürüklüyor&#8217; diyor. Boğazıma bir yumruk oturuyor. İkimizde farklı yerlerin çıkmaz sokaklarında buluyoruz birbirimizi.</p>
<p>Saçlarım devam ederken uçuşmaya, bir yerde emanet duran, belirsiz duran, derin sızılar için üzülüyorum. İçimdeki çocuk sanki gel biraz asfaltta koşalım, dizlerimizi kanatalım, batsın çalı çırpı ayaklarımıza diyor.</p>
<p>Kahvaltı sohbetimiz, politikadan, sanattan, sinemadan, hayattan konuşurken uçuşan saçlarımın kargaşasıyla hasır sandalyeye omuzlarımdaki ipek şalı bırakırken uzaklara bakarak,&#8217;Bırak rüzgârların gitsin gitmesi gereken yere, içinde tutarsan fırtınaların &#8216;olur diyor, gözleri dolarak. Vedalaşıyoruz, asansörde dağılan saçlarımı düzeltirken, gözlerim aynaya takılıyor, apartmandan çıkarken güneş bulutların arasından çıkmış, Aysel Abla tüm inancı ve gözlerinde umutlar el sallıyor pencerenin önünden.</p>
<p>Evin yolunu tutuyorum, güneş bulutların arasından çıkmış, umut beslediğim, umutlarını kaybetmeyenler gördüğüm herkes için dua ediyorum. Bir yerlerde sevginin umudun kazanacağına inanarak, tüm anahtarların ters döneceğine inanıyorum ve gülümsüyorum. İyi haftalar…</p>
<p><a href="mailto:tenzileyorulmaz@gazetetrakya.com">tenzileyorulmaz@gazetetrakya.com</a></p>
<img src="http://www.40lareli.com/?ak_action=api_record_view&id=747&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.40lareli.com/yazarlar/pazar-kahvaltisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgili&#8217;ye esir olmak</title>
		<link>http://www.40lareli.com/yazarlar/sevgiliye-esir-olmak.html</link>
		<comments>http://www.40lareli.com/yazarlar/sevgiliye-esir-olmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2009 07:23:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zdinckol</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ufuk Doymaz]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ufuk doymaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.40lareli.com/?p=666</guid>
		<description><![CDATA[Beklemek seni&#8230;
Umut etmek&#8230;
Düşünmek&#8230;
Sadece bir beyaz kâğıt çıplaklığında
Müspette olmak ellerinde yanmak kor gibi
Dokunmak&#8230;
Hayal etmek, yalnızca satırlarımda görmek seni
Üç nokta koymak her satırım başına
Hikâyenin başlangıcı olmayışı gibi
Sevmek&#8230;
Var oluştan öte bir yaradılış gibi
Sarsılmaz bir boşlukta yürümek
Severcesine görünüp terk edilip gitmek
Gitmek&#8230;
Sonun başlangıcı olan yere gitmek
Su berraklığında çırpınmak hayalinle
Umut etmek, beklemek&#8230;
Özlemlere gebe kalmak gecenin bilinmez saatlerinde
Babanı görmek;
ve bilmemek uçurum yalnızlığını
Sigara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color: #ffffff; font-style: italic; font-family: Arial; color: #000000; font-size: 8pt; font-weight: bold; text-decoration: none;"><img class="alignleft size-medium wp-image-615" title="ufuk" src="http://www.40lareli.com/wp-content/uploads/2009/08/ufuk-234x300.jpg" alt="ufuk" width="234" height="300" />Beklemek seni&#8230;<br />
Umut etmek&#8230;<br />
Düşünmek&#8230;<br />
Sadece bir beyaz kâğıt çıplaklığında<br />
Müspette olmak ellerinde yanmak kor gibi<br />
Dokunmak&#8230;<br />
Hayal etmek, yalnızca satırlarımda görmek seni<br />
Üç nokta koymak her satırım başına<br />
Hikâyenin başlangıcı olmayışı gibi</span></p>
<p>Sevmek&#8230;<br />
Var oluştan öte bir yaradılış gibi<br />
Sarsılmaz bir boşlukta yürümek<br />
Severcesine görünüp terk edilip gitmek<br />
Gitmek&#8230;<br />
Sonun başlangıcı olan yere gitmek</p>
<p>Su berraklığında çırpınmak hayalinle<br />
Umut etmek, beklemek&#8230;<br />
Özlemlere gebe kalmak gecenin bilinmez saatlerinde<br />
Babanı görmek;<br />
ve bilmemek uçurum yalnızlığını</p>
<p>Sigara yakmak karanlık bir odanın köşesinde<br />
Sonra kül tablası olmak<br />
Ve ağır ağır düşmek beden yalnızlığında<br />
Kazan karasına çalmak gözlerini</p>
<p>Hapishaneye düşmek sonra&#8230;<br />
Yargılanmadan verilen hükümler peşinden<br />
Kırılmak kanatlarım<br />
Bir deniz kenarı hayallerimde&#8230;</p>
<p>ufuk doymaz&#8230;</p>
<img src="http://www.40lareli.com/?ak_action=api_record_view&id=666&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.40lareli.com/yazarlar/sevgiliye-esir-olmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zemheri</title>
		<link>http://www.40lareli.com/yazarlar/zemheri.html</link>
		<comments>http://www.40lareli.com/yazarlar/zemheri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2009 14:15:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ufukdoymaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ufuk Doymaz]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.40lareli.com/?p=659</guid>
		<description><![CDATA[Hangi zemheriydi gittin bilmem, söz vererek geri dönmek kaidesiyle
Karlı dağlar kaldı ellerimde şimdi, saçlarım gibi bembeyaz
Bir kefen yalnızlığında, soğuk rüzgâra teslim bu yürek
Nasıl unutur, gece üzümü gözlerini&#8230;
Uzak kentlerde sevdalı kuşlar misali uçar yüreğim,
Bilinmezlik kaderim mi yoksa sevgilim mi fark edemedim
Acılarımı Galoş&#8217;un Meyhanesi&#8217;nde bir bardağa gömerken,
Ve hala resminle, masa mum ışığı karanlığında
Bilinmezlikten öte bir
Hangi zemheriydi çıkışında&#8230;
Kalbim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="BACKGROUND-COLOR: #ffffff; FONT-STYLE: normal; FONT-FAMILY: Tahoma; COLOR: #000000; FONT-SIZE: 8pt; FONT-WEIGHT: bold; TEXT-DECORATION: none; layer-background-color: #FFFFFF"><img class="alignleft size-full wp-image-615" title="ufuk" src="http://www.40lareli.com/wp-content/uploads/2009/08/ufuk.jpg" alt="ufuk" width="379" height="483" />Hangi zemheriydi gittin bilmem, söz vererek geri dönmek kaidesiyle<br />
Karlı dağlar kaldı ellerimde şimdi, saçlarım gibi bembeyaz<br />
Bir kefen yalnızlığında, soğuk rüzgâra teslim bu yürek<br />
Nasıl unutur, gece üzümü gözlerini&#8230;</span></p>
<p>Uzak kentlerde sevdalı kuşlar misali uçar yüreğim,<br />
Bilinmezlik kaderim mi yoksa sevgilim mi fark edemedim</p>
<p>Acılarımı Galoş&#8217;un Meyhanesi&#8217;nde bir bardağa gömerken,<br />
Ve hala resminle, masa mum ışığı karanlığında<br />
Bilinmezlikten öte bir<br />
Hangi zemheriydi çıkışında&#8230;</p>
<p>Kalbim yaralı, kalbim kırık, kalbim bir kırık saz gibi<br />
Dertli çalar dertli söylerim&#8230;<br />
Yalın ve sade kendimi dinlemekle<br />
Ve zemherileri saymakla geçer bu dertli ömürlerim&#8230;</p>
<p>Sevgilinin ardından söylenen dertli şarkılarda kendini bulmak gibidir. Elinden alınmışlığın çaresizliğini işte o zemherilerde yaşamaya başlarsın. Çünkü soğuktur zemheriler. Isıtmaz yüreğindeki yatağını sevgilinin ve hep acıtır. Sarsılırsın, irkilirsin soğuk beyazlıklar içinde. Sonraları kentler geçer aklından uzak kentler. Gitmek ümidiyle sarılırsın. Ama nafile kendinle gelir bütün sevda yokuşları ardın sıra bir bir&#8230;<br />
Ayaklarına dikenler batar sonraları. Tozlu çamurlu yollar kirletir beyazlığını. Düşünemezsin. Ağlayamazsın sebepsiz yere. Bir meyhane çıkmazı gelir hep aklının ucuna. Sorgularsın kendini. Düşünürsün yine zemheri&#8230;<br />
Düşünürsün ve yine düşünürsün ince bacaklı narin sevgilini.<br />
Çölde bir bardak su gibi, nefes gibi gelir aklına ince bacaklı narin sevgili. Sonraları yatamazsın. Hayaller döşenir gözlerinin karanlığına. Mutluluktan bahsedersin hep kendini aldatırcasına. &#8220;daha bir kibar durursun hayatta&#8221;.</p>
<p>Kalsın<br />
Giderken kapıyı öyle bir kapat ki<br />
Kararlı olsun<br />
Seni geri istemeyeyim<br />
Benim sevdam ardın sıra<br />
Yalın ayak kalsın&#8230;</p>
<img src="http://www.40lareli.com/?ak_action=api_record_view&id=659&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.40lareli.com/yazarlar/zemheri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
