Tam bir basın özgürlüğüne sahip olan gazeteler tirajları ve aldıkları reklamlarla ayakta kalabilirler. Bu gazeteler basın özgürlüğü sayesinde kamu çıkarı doğrultusunda yazdıkları haberler ile iyi bir satışa ve reklam alma potansiyeline kavuşurlar. Peki şehrimizdeki yerel gazetelerin olması gerektiği gibi kamunun çıkarlarına mı yoksa patronlarının menfaatlerine mi hizmet ettiklerine inanıyoruz? Kırklarelililerin büyük bölümünün bu soruya verecekleri yanıt ne yazık ki patronların çıkarları uğruna vatandaşın çıkarlarının göz ardı edildiği yönünde olacaktır. İşte bu durumun özünde yatan şey basın özgürlüğünün noksanlığıdır.
Yasaların güvencesi altında olması basın özgürlüğünün geçerlilik kazanması için yeterli değildir. Basın özgürlüğü ancak basın kuruluşları ekonomik olarak bağımsızlarsa işleyebilir. Birer ticari işletme olan gazetelerin kar elde etme amacını gerçekleştirmek üzere izleyebilecekleri çeşitli yollar vardır. Bu yollardan ilki kamu yararına haberler yapıp, iyi bir satış ve reklam alma grafiğine sahip olmaktır. Bu da ancak basın özgürlüğünün olduğu bir ortamda gerçekleşebilir. Kamu çıkarını gözeterek vatandaşın haber alma hakkının gereğini yerine getirecek şekilde yapılan gazetecilik, hayli emek isteyen bir çalışma gerektirir. Bu tür gazetecilikte muhabirler her tür manipülasyona karşı son derece dikkatli biçimde hareket ederek güç sahibi kurum ve kuruluşlar veya şahısların değil okurların tarafında olurlar. Tabi bu okurların çoğunluğu klasik abonelik sistemi nedeniyle söz konusu kurum ve kuruluşların yöneticileri ve çalışanlarından oluşuyorsa işte o zaman durum bunun tam tersi olur ki bugün Kırklareli’deki gazetecilikte yaşanan da budur.
Ülkemizdeki yerel gazetelerin temel para kazanma yöntemi kamu yararı temelindeki gazetecilikten çok uzaktır. Yerel basınımız maalesef son derece yanlış bir sistem nedeniyle ekonomik bakımdan neredeyse tamamen devlete bağımlı ve bu yüzden de basın özgürlüğünden yoksundur. Biraz açmak gerekirse; yasal olarak kamu kurum ve kuruluşlarının açtıkları ihalelerin ilanlarının bu gazetelerde yayımlanma zorunluluğu vardır. Bu durum, yerel gazeteleri gelirlerinin büyük bölümünü, Basın İlan Kurumu aracılığıyla verilen resmi ilanlardan elde etme kolaycılığına teşvik etmektedir. Özellikle Kırklareli gibi resmi ilan dağıtımının doğrudan valilikçe yapıldığı küçük yerleşim birimlerinde bir gazete sahibinin ‘Aman vali bey kızarsa ilan alamayız’ endişesi yaşamadığını söyleyebilir miyiz? Böyle bir düzende yerel gazetelerin devlet yöneticilerinden hiçbir baskı görmeseler bile her ihtimale karşı onların aleyhinde herhangi bir haber yazamayacakları aşikar değil midir?
Kamu yararını birinci sırada tutarak habercilik yapmak yerine sırtını resmi ilanlara dayayan gazeteler bireysel abonelikten ziyade kurumsal aboneliklerden gelir elde eder. Yerel gazeteler ilanlarını bastıkları kamu kurum/kuruluşları, şirketler ile belediyeler, odalar hatta siyasi partiler ve derneklerin haklarında olumsuz haber yapılmadığı sürece aboneliklerini sürdüreceklerini bilirler. Bu şartlar altında elimizde gündemi belirleyen bomba haberlere imza atan gazeteler yerine açılışlar, düğünler, toplantılar, organizasyonlar, basın açıklamaları ve etliye sütlüye karışmadan yazılan diğer önemsiz haberler ile ajanslardan kopyalanan haberlerin eşlik ettiği resmi ilanlarla dolu sayfalar olur elbette. Kırklareli gibi dört sayfalık bir gazeteyi bile dolduracak kadar haber değeri taşıyan olaya şahit olunmayan bir şehirde çıkan gazetelerin sayfa sayılarının çokluğu, resmi ilan pastasından fazla pay kapabilme amacı taşımaktadır.
Bir süre önce yerel gazetelerde resmi ilan yayımlatma zorunluluğunu kaldıran bir yasa tasarısı gündeme gelmiş fakat yerel medya patronlarının tepkileri üzerine hükümet geri adım atmıştı. Bu ilanların devlete olan maddi yükü hayli fazla olduğundan hükümet bu gereksiz masraftan kurtulmaya ve kamu kaynaklarını bu şekilde israftan vazgeçmeye yönelmişken yerel gazetelerin yerel seçimler öncesinde iktidar partisi aleyhinde haberlere yer vermelerinden korkulmuş olsa gerek ki bu gerçekleşmedi. Hükümet resmi ilan musluğunu kesmemenin meyvelerini yerel seçimler öncesinde çok iyi topladı. Öyle ki Kırklareli gibi yaşam tarzı ve siyasi duruşu gayet net olan bir ilin gazeteleri bile seçimlerden aylar önce iktidar partisi adayını belediye başkanı ilan etti. Vatandaşlar iktidarın adayını seçmezlerse hizmetlerden mahrum kalacakları tehdidiyle yönlendirilmeye çalışıldı. Bu gazeteler ana muhalefet partili belediye başkanını yerden yere vurup, vatandaşların kendisinden memnun olmadığı izlenimini yaratmaya uğraştı. Deniz Baykal’ın Kırklareli’ndeki parti mitingi hiç gerçekleşmemiş gibi davranan bazı yerel gazetelerimiz binlerce kişinin katıldığı bu organizasyon hakkında tek satır habere yer vermedi.
İktidar yanlısı olan ve çeşitli yollarla hükümetten büyük maddi destek alan gazeteler için kullanılan ‘besleme basın’ ifadesinin ‘özgür basın’ kavramının tam tersi olduğunu söyleyebiliriz. Mevcut durumda yerel gazeteler de basın özgürlüğünden çok uzak bir görüntü vermekte. Bu bağlamda kamu kurumlarının yerel gazetelerde resmi ilan yayımlatma zorunluluğunun kalkması şart. İlan parası kazanma şansı kalmayan patronlar belki o zaman haber değeri taşıyan ve kamu menfaatini ilgilendiren olaylara yer verirler gazetelerinde. Bu sayede vatandaş kendisini hiç alakadar etmeyen İstanbul haberleriyle dolu ulusal gazeteler yerine yaşadığı yerdeki yerel gazeteyi satın alır. Böylece yerel gazete sahibi, hem sattığı gazetelerden para kazanır hem de okunan bir gazete çıkardığı için bolca reklam alır. Sonuçta ya resmi ilanlar kalkacak ve basın özgürlüğünün önü açılacak ya da Kırklareli’nde yerel gazete sahipleri kendi gazetelerindeki özel ilanlarla iktidar partisine ‘damat medya’ olma arzularını dile getirmeyi sürdürecekler gibi görünüyor.
40lareli.com/freelance
Popularity: 16% [?]
