Kırklareli Haberleri için yeni adresiniz! – www.40lareli.com

Kırklareli Haberleri için yeni adresiniz!

Archive for the ‘Ufuk Doymaz’ Category

Sevgili’ye esir olmak

Posted by zdinckol On Ağustos - 17 - 2009

ufukBeklemek seni…
Umut etmek…
Düşünmek…
Sadece bir beyaz kâğıt çıplaklığında
Müspette olmak ellerinde yanmak kor gibi
Dokunmak…
Hayal etmek, yalnızca satırlarımda görmek seni
Üç nokta koymak her satırım başına
Hikâyenin başlangıcı olmayışı gibi

Sevmek…
Var oluştan öte bir yaradılış gibi
Sarsılmaz bir boşlukta yürümek
Severcesine görünüp terk edilip gitmek
Gitmek…
Sonun başlangıcı olan yere gitmek

Su berraklığında çırpınmak hayalinle
Umut etmek, beklemek…
Özlemlere gebe kalmak gecenin bilinmez saatlerinde
Babanı görmek;
ve bilmemek uçurum yalnızlığını

Sigara yakmak karanlık bir odanın köşesinde
Sonra kül tablası olmak
Ve ağır ağır düşmek beden yalnızlığında
Kazan karasına çalmak gözlerini

Hapishaneye düşmek sonra…
Yargılanmadan verilen hükümler peşinden
Kırılmak kanatlarım
Bir deniz kenarı hayallerimde…

ufuk doymaz…

Popularity: 7% [?]

Zemheri

Posted by ufukdoymaz On Ağustos - 15 - 2009

ufukHangi zemheriydi gittin bilmem, söz vererek geri dönmek kaidesiyle
Karlı dağlar kaldı ellerimde şimdi, saçlarım gibi bembeyaz
Bir kefen yalnızlığında, soğuk rüzgâra teslim bu yürek
Nasıl unutur, gece üzümü gözlerini…

Uzak kentlerde sevdalı kuşlar misali uçar yüreğim,
Bilinmezlik kaderim mi yoksa sevgilim mi fark edemedim

Acılarımı Galoş’un Meyhanesi’nde bir bardağa gömerken,
Ve hala resminle, masa mum ışığı karanlığında
Bilinmezlikten öte bir
Hangi zemheriydi çıkışında…

Kalbim yaralı, kalbim kırık, kalbim bir kırık saz gibi
Dertli çalar dertli söylerim…
Yalın ve sade kendimi dinlemekle
Ve zemherileri saymakla geçer bu dertli ömürlerim…

Sevgilinin ardından söylenen dertli şarkılarda kendini bulmak gibidir. Elinden alınmışlığın çaresizliğini işte o zemherilerde yaşamaya başlarsın. Çünkü soğuktur zemheriler. Isıtmaz yüreğindeki yatağını sevgilinin ve hep acıtır. Sarsılırsın, irkilirsin soğuk beyazlıklar içinde. Sonraları kentler geçer aklından uzak kentler. Gitmek ümidiyle sarılırsın. Ama nafile kendinle gelir bütün sevda yokuşları ardın sıra bir bir…
Ayaklarına dikenler batar sonraları. Tozlu çamurlu yollar kirletir beyazlığını. Düşünemezsin. Ağlayamazsın sebepsiz yere. Bir meyhane çıkmazı gelir hep aklının ucuna. Sorgularsın kendini. Düşünürsün yine zemheri…
Düşünürsün ve yine düşünürsün ince bacaklı narin sevgilini.
Çölde bir bardak su gibi, nefes gibi gelir aklına ince bacaklı narin sevgili. Sonraları yatamazsın. Hayaller döşenir gözlerinin karanlığına. Mutluluktan bahsedersin hep kendini aldatırcasına. “daha bir kibar durursun hayatta”.

Kalsın
Giderken kapıyı öyle bir kapat ki
Kararlı olsun
Seni geri istemeyeyim
Benim sevdam ardın sıra
Yalın ayak kalsın…

Popularity: 6% [?]

Zarf

Posted by zdinckol On Ağustos - 14 - 2009

ufukÖzlemiştim, bir zarfın ön kapağına yazı yazmasını; Şimdi ise eski hallerim geldi aklıma. Evde ne kadar yazı ve eski anılarımı bulduysam bir çekmeceye doldurdum. Yaşım yirmi iki idi. Ama anılarım ve yazılarımı, bir çekmece almıyordu.

Şimdi dönüp arkama baktığım da o kadar çok anılarımı, hatırlıyorum ki; O kadar mutlu oluyorum ki; Ama üzüldüğüm bir konuda yok değil hani tarihlerini atmayı unutmuşum yazılarımın çoğuna… Hatırlamakta zorluk çekiyorum. Ama olsun, tarihini hatırlamasam da, birçok hatıram dün gibi aklımda…
Ama bundan sonra mutlaka her yakaladığımda yazacağım kâğıtların köşesine tarih atmayı unutmayacağım…

Mektup zarfının üzerine yazmak çok güzel bir duygu. Ama benim zarfım beyaz değil.. Resmi posta zarfı. Biraz grimsi bir zarf. Zaten beyaz rengi pek sevmem. Gözümü alıp ta çirkin yazımı alenen gözler önüne sermesin diye.

Zarfa yazmanın mutluluğu ayrıda, bir de benim gibi kötü yazınız varsa. Bir sürü zarf kullanmak zorunda kalacaksınız. İşte bitti bile ikinci zarfım. Ama olsun bulayım bir tane daha işte buldum! Herkese her şeyi yazabileceğiniz bir zarf…
Yolladığım mektupların, hiç birinin içine beyaz kâğıt koymadım. Hep yazmak isteklerimi, hep söylemek istediklerimi sevgiliye bu zarfın üstüne yazdım. İnce ince işledim sözcüklerimi…

Kimsenin okumasından korkmadım çünkü. Ben seversem alenen severim dedim. Herkes görsün diye zarfın üstüne yazdım ”SEVGİLİ MEKTUPLARINI”… Belki benim yaptığım yanlıştı ama. Hiç bir zaman sevgimi, sevgiliye söylemekten korkmadım. Alenen yazdım, sevgilinin gözlerini, gri ve sarı karışımı ”resmi zarflarımın üstüne”…
Siz hiç denediniz mi? Mektup zarfının üstüne mektup yazıp vermek postaya. Belki çılgınlık bu diyeceksiniz.
Evet gizlemek için değil…
Söylemek için kullandım ”MEKTUP ZARFLARINI”…
Götüren postacı, sevgilimden önce okudu mektubumu…

Duygularımı, mektup zarfına gizlemek yerine, onun üstüne yazdım…
Bazen sevgili sitem ederdi.
Yapıştırdığım pullar, yazdıklarımı söküyor diye. Ben diğer ”ZARFIMDA” sen tamamla gerisini derdim.
Yazdığım zarfın üstünde ”SENİ”…
Noktalı yer pullarla birlikte yırtılmış, tamamlamak zor olamamıştır sevgili için ama gene de düşünceler sarmıştır sevgiliyi…
Zarflarım bitti, sakladığım müspetteler ile devam ediyorum. Bugün eve gelirken alacaktım. Unutkanlık işte. Olsun yarın telafi ederim artık.
Evet…

Siz ne dersiniz bir zarfın içine bir beyaz kâğıtla değil de zarfın üzerine yazarak, göndermeyi mektubu sevgilinize…
Çokta güzel olur…
Sevgilinize söylemekten korktuğunuz her şeyi bir postacıyla paylaşarak yolluyorsunuz ”ZARFINIZI”…
Herkes biliyor sizin aşkınızı…
Uzak sevgilinin özlemini, kavuşmaktaki heyecanınızı paylaşıyorsunuz, herkesle…
Sevgilinize ulaştırmak, ”ZARFINIZI” eline alan herkes biliyor sevgiliyi…
Korkmayın duygularınızı bir zarfa yazıp göndermeye…
Hani bir yazımda demiştim ya; kaleminizi kapatmayı unutmayın kurumasın yarın yine lazım olacak. Ne duruyorsunuz açın kalemin kapağınızı… Benim gibi yazınız çirkinse birçok zarf karalamak zorunda olacaksınız ama olsun…
Gene de değer sevgiliye…
Hele de ilk kez yazıyor olacaksınız mektup sevgiliye. Birçok kez zarf olacaksınız. Çünkü sevgiliye karalanmış mektubu gönderemeyeceksiniz.
Ama bence sizin yazınıza değil, karalamanıza değil, kelimelerinizdeki duygularınıza önem verecektir.

Buyurun kalem sizde…
NOT:” Zarfınız yoksa, sizin için olabilirim yazacaksanız, ”ZARFIN” üstüne…

Popularity: 8% [?]

İlk Aşkınızı kaybetmeyin…

Posted by zdinckol On Ağustos - 13 - 2009

ufukGidişi sonrası kurulan sevgili hayalleri epeyce derin manalara sürükler insanları. Bir anda kaybedilen ve tamamen değişen dünyalar haline düşer insan. Bunca yaşanan şeyin ardından, ne hale düştüğünü görmek insanlara acı verir. Acı vermesi bir yana, bu acı, yapılan hatalarla birleşerek kat kat katlanır. İnsan kendini derin bir çıkmazda hissederek. her şeyin sorumlusu olarak kendini bile görmeye başlayabilir zaman içerisinde. Yapmadığı hataları kendi üstüne alarak;sevgilinin gidişine yorumlar. Aslında yapılan yanlışlıkların başında bulunan olaylar hiçte dikkate alınmamıştır.
Her şey ilk görüşte başlamıştır oysa.
Bir anda aşık oldum yazısı kalbinin orta yerinden alt yazı olarak geçer.
Sende o andan itibaren bir magazin dünyası içinde, kameramanların önünde olmaya alışmaya çalışırsın.
Kameraman dediklerin çevrede yanında olan arkadaşın, annen, baban en yakın dostun düşmanın ve herkes. İşte başlar artık senin için film. Ondan başlayarak geriye doğru sayarsın ve işte sıfır.
Hayatının en mutlu dakikaları başlar o an için. Seversin sevilirsin. Mutlusundur. Her şey mükemmel gelir o an için. Düşünün bir kere sevginizle el ele… Sanki bütün dünya sizinmişçesine…
Sonra zaman kendi içinde ilerlemeye devam eder. Yaklaşan günler ve yaşanılan anılar bir anda bir mum alevi gibi azalmaya başlar. Azalır, azalır. Mum bitmeye başlamıştır çünkü. Yani Aşk. İlk görüşte aşık olduğun erkek ve kadındaki cazibe kalmamıştır. Bir anda kendinle çelişki yaşamaya başlarsın. Nasıl olur o ben değildim.Böyle bir adamla, böyle bir kadınlar nasıl olurda birlikte olabilir soruları…
Neyse konumuzu fazla dağıtmadan anlatmak istediğime geleyim. Başında dedik ya hani gidişi sonrası kurulan hayaller, epeyce derin manalara sürükler insanları. Bunlar gerçekten seven ve sevilen insanlar için geçerli olduğunu söylemek isterim. Gidişi ardından onun için gerçekten göz yaşı döken ve ağlayan insanlardan bahsediyorum. Suçu kendinde aramak istediğinden bahsettim başında. Evet. İnsan gerçekten suçu kendinde aramaya başlıyor.
Her şey ilk görüşte başlamıştır oysa.
İşte bütün sorun bu cümleden ibaret. İlk görüşte başlaması ve insanların birbirlerine zaman bile vermeden, kendilerini dinlemeden, karşıdakini anlamadan ilk görüşte başlamasıinsanların kurduğu hayallerin bir anda yıkılmasına neden olacaktır. Yıkılan hayallerin en kazından çıkmak. Günlerce aç susuz o hayallerin altında yaşamak insanlara acının en büyüğünü yaratacaktır.
İşte görüşte başlayan bu dramatik olayda yapılması gereken bir iki basit iş; Kendini önce sakince dinle, sonra kendinle bir süre yalnız kal,Sevgiliyi düşün, kendin ile onun arasında bulabildiğin ortak noktaları çıkar, kendince fikirler üret, kendine bu konu için zaman ver, hazır olduğunu hisset, karşıdakinin hazır olduğu hisset ve ilk görüşte âşık ol.
Biliyorum okuyanlar bana kızacaktır. İlk görüşte aşk var be kardeşim, ne yapıyorsun. Sen hiç aşık olmadın mı diyenler elbette olacaktır. Ama soruyorum size, çevrenizde yaşayan kaç kişi ilk görüşte aşık olmuş ve bazı kararlar almıştır. Bana soracak olacaksınız. Ben bu kadar çabuk karar alamam. Ama ilk görüşte aşka inanırım. Ama ilk görüşte yaşadığım aşka kendimce tedbirler alarak sahip çıkarım. Yoksa ilk görüşte yaşadığın aşktaki mutluluk zaman içerisinde kendi kendini yok edecek ve elinde sadece o ilk aşkın külleri kalacaktır. İlk görüşte aşkınızın değerini bilin!
Onu hayatınız boyunca yanınızda taşımak ve bir şeyler paylaşmak istiyorsanız. Onu sadece eski fotoğraflarda hatırlamak istemiyorsanız. Sizler için birkaç tavsiye.
Hoşça kalın!…

Popularity: 6% [?]