Tatile dair her şeyi okuyorum. Akşam oturuyorum internetin başına tatil beldelerini, otelleri, fiyatlarını araştırıyorum. Kendimi nasıl hazırladım tatile anlatamam. Tatile de yanınıza alınacak on önemli şeyi ezber yaptım. Biri “hadi tatile gidiyoruz dese”, evden koşarak çıkıp arkama bakmadan arabaya binip uzaklaşmak istiyorum. Tatil, son üç yılda en büyük hayallerimden biri. Bir hafta boyunca süper üçlü deniz, kum, güneş. Tüm düşüncelerimi, korkularımı, beklentilerimi, acımı, hüznümü kıyıdan derinliklere doğru ilerlemesine izin vermek ve bir “ohh, hayat süpermiş” demek istiyorum. Iş güç her şey bir yanda bırakıp yeni insanlar tanımak, denizden esen rüzgârla kahvaltı alışkanlığıma geri dönmek istiyorum.
Ben bunları düşünürken, yapma planları içinde hayalleri kurarken, masada duran işlere gözüm iliştikçe ilgi alaka istiyorlar ben onlardan ne kadar uzaklaşmak istesem de onlar benim peşimi bırakmıyorlar. Bazen bir of çekiyorum, iş yerindeki herkesin her şeyi bırakıp sırf benim oflamamdan tatile gitmek istiyor.
Tatil yapan arkadaşlarımla konuşurken sormadan edemiyorum; “Tatil nasıl bir şey acaba?” diyorum, kahkahayı basıyorlar. Babama sorarsanız, “Tatil diye bir şey yok, çalışmak, çalışmak” Anneme sorarsanız. “Iki gün her şeyden uzaklaşmak, kafa dinlemek” Tatille gidenlere sorarsanız; “Müthiş bir şey. Uyku, deniz, güneş, geç saatlere kadar eğlenip her şeyi unutmak. “Tatille gidemeyenlere sorarsanız(aynı benim gibi); Çook büyük bir özlem, çok gerekli ama peşinizi bırakmayan nedenler, işler olduğu için tatil hayali kurmak…
Tatilden dönen, tatile giden, tatil planlarını anlata anlata bitiremeyen herkese ağzım açık bir şekilde dinliyorum. Nedir bu tatil özlemim anlamıyorum ama tatile gitmek benim için bir şart olmuşken, zemin hazırlamaya başlamam gerekli diye düşünerek komplo teorileri bile uygulamayı düşünüyorum. “Ne yapsam da gitsem?”, “Nasıl gidebilirim?”, “Nereye gitsem geçer bu tatil özlemim?” tüm bunların yanıtlarını sesli düşünürken iş yerimden bir arkadaşım; “Gitsen de, geçse bitse, sende rahat nefes alsan biz de” diyor. Şaşkın bir ifadeyle bakarken yüzüme tüm tatil planlarını kenara bırakarak, savunma mekanizmasının verdiği büyük bir güçle cevap vermek istesem de çocukluğumuzdaki kullandığım tüm nidalar aklımdan geçiyor ve cevabımı çocukluğumdan bularak veriyorum “Gidersem görürsün, ayrıca ararım seni” diyorum. “Inşallah” diyor. Kaldığımız yerden işlere devam ediyoruz.
Bu kadar takarsam sanıyorum artık seraplar görmeye başlayacağım ya da rüyalar göreceğim tatil köylerinde… Zaman ne gösterir haziran da bitti sayılır, temmuz da tatil yapabilme ihtimalimi düşünerek mutlu mu oluyorum, kendimi mi kandırıyorum bilmiyorum ama şunu iyi biliyorum; tatil yapmak için can atıyorum. Ben bu satırları yazmadan önce geçen hafta bahsettiğim arkadaşım Duygu aradı, nispet yaparcasına tatilde olduğunu vurgulayarak, “Eğlenceli bir şeyler yaz, esprili yazma anlayışın nerede bıraktın kuzum, neredeyse çağır gelsin” dedi. Maalesef sevgili olur şuan kıskançlığımdan çatlamak üzere olduğumu belirterek, tatil yapmak istiyorum diye çığlık atmak istiyorum. “Inşallah o da olacak” diye teselli ederek umutlar besliyorum. Dilerim gerçekleştiririm. Iyi haftalar.
(Not: Geçen hafta babalar günü zannettiğim için tüm babaların babalar gününü kutlamıştım, fakat babam “Bu hafta değil, haftaya dediğinde” kala kaldım akıl tatilde olunca tarihleri de karıştırıyorum tabi.. Bir kere daha, kocaman yürekli babaların babalar günü kutlu olsun.:)
tenzileyorulmaz@gazetetrakya.com
Popularity: 4% [?]
