Beklenmedik anda gelen tüm haberler sersemletici bir hal alıyor. Haftaya Türkan Saylan’ ın ölüm haberiyle uyandım. Sabah gözümü açar açmaz haber bülteni ‘Türkan Saylan’ı kaybettik ‘diye alt yazı geçti. Millet olarak, insanlık olarak büyük bir kayıp, büyük bir eksiklikle saygı değer bir büyüğümü kaybetmenin derin sızısıyla işin yolunu tuttum.
Kendisini tanıma fırsatım olmadı, fakat bir arkadaşımın sayesinde savaş verdiği, hayata geçirmek istediği tüm projeleriyle yakından takip ediyordum. Arkadaşım beş kardeşi ve ailesiyle Sivas’tan göç etmiş. Levent’te yerleşmiş ve mahalle arkadaşının teşvik etmesiyle Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin kurslarına katılmış. Kurslarda kendi yaşamının farkına varmış, kendi yeteneklerini ortaya koymak adına zemin hazırlanan bu kurlar sayesinde üniversiteyi kazanıp, dernek kendisine burs sağlamış. Tüm bunları anlatırken gözleri dolar ve büyük bir sevinçle ‘Eğer kursa gitmeseydim, şuan bir fabrikada işçiydim’ diyerek gözleri dolar, yanakları al al olurdu.
Türkan Saylan’ın yaptıklarını tüm medya yazdı. Görüşü, dünya bakışı, verdiği mücadelelerde sonsuz yolculuğuna dualarımızla gönderdik. Cenaze törenindeki kalabalık her şeye noktayı koyuyordu. Ancak bu ülke de birileri kırılmadan, üzülmeden, suçlanmadan, bu dünyadan göçüp gittikten sonra değer kıymet biliniyor olsa da hala konuşuyor olabilen, kendini anlatabilen, hala birileri için, laik Türkiye için bir şeyler yapabilenler var olduğunu görebilmenin büyük mutluluk ve vasiyetiyle gözlerini hayata yumdu.
Burs vermenin dışında, benim sürekli üzerinde durduğum yaza yaza bitiremediğim yazdıkça daha çok yazmam gerektiğini düşündüğüm ‘Kadına Şiddet Kampanyası’nın en önemli destekçilerindendi. Anadolu’daki kız çocuklarının da okumaya hakkının olduğunu savunan, Anadolu’daki kız çocuklarının bir çiçek olduğunu savunan, Atatürk Ilke ve Inkılâplarının büyük yol gösterici olduğunu, taviz verilememesi gerektiğini, laik, çağdaş bir Türkiye uğruna suçladı, tepki aldı, konuşmaları yanlış anlaşıldı. Şimdi dualarda yanındayız, yaptıklarını anarken.
Cenaze töreni ekrandan izlerken sustum. Konuşacak kelime bulamamak böyle anlarda, anlatamamak içinden geçenleri derin bir boğaz yanmasına neden olur. Söylenecek tek cümlem:’Nur içinde, huzur içinde uyusun’oldu. Bilgisayarın başına geçip Sezen Aksu’nun sesinden ‘Kardelen’şarkısını dinledim. Gökkube de ki hoş seda bırakırken, tüm kardelenlerini gökyüzünden izleyecek açmaları için bıraktığı miraslarla, öğrettiklerinin huzuruyla nur içinde yatsın. Iyi haftalar.
tenzileyorulmaz@gazetetrakya.com
Popularity: 3% [?]
